Uluslararası Para Fonu (IMF), 2024 yılına ilişkin küresel ekonomik görünüm raporunu güncelledi. Kurum, dünya ekonomisinin bu yıl için büyüme tahminini yüzde 3'ten yüzde 3,1'e çıkarırken, Türkiye ekonomisinin yüzde 2,7 oranında büyüyeceğini öngördü. Raporda, küresel ekonominin beklenenden daha dirençli olduğu ancak enflasyon ve jeopolitik gerilimlerin risk oluşturmaya devam ettiği belirtildi.
Küresel Büyüme Tahminleri Yukarı Yönlü Revize Edildi
IMF'nin Dünya Ekonomik Görünüm (WEO) raporunun güncellenmiş versiyonuna göre, küresel büyümenin 2024'te yüzde 3,1, 2025'te ise yüzde 3,2 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Ocak ayındaki tahminlerde bu oranlar sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 3,1 olarak öngörülmüştü. IMF, revizyonun arkasında ABD başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerdeki dayanıklılığın ve bazı yükselen piyasalardaki toparlanmanın etkili olduğunu vurguladı.
Raporda, ABD ekonomisinin 2024 büyüme tahmini yüzde 2,1'den yüzde 2,7'ye yükseltilirken, euro bölgesi için tahmin yüzde 0,9'dan yüzde 0,8'e düşürüldü. Çin ekonomisinin ise yüzde 4,6'dan yüzde 5'e revize edildiği görüldü. IMF Başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, "Küresel ekonomi bir kez daha beklenmedik bir direnç gösterdi, ancak bu, risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye Ekonomisi İçin Büyüme Öngörüsü
IMF, Türkiye ekonomisinin 2024 yılında yüzde 2,7 oranında büyüyeceğini tahmin ediyor. Bu oran, hükümetin Orta Vadeli Program'da (OVP) öngördüğü yüzde 4'lük büyüme hedefinin oldukça altında. Kurum, Türkiye için 2025 büyüme tahminini ise yüzde 3,2 olarak açıkladı. Geçen yılın ekim ayında yayımlanan raporunda IMF, Türkiye'nin 2024'te yüzde 3 büyüyeceğini öngörmüştü; yeni raporda bu tahminin aşağı yönlü revize edilmesi dikkat çekti.
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmede, sıkı para politikası ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın iç talebi sınırladığı, buna karşın net ihracatın büyümeye katkı sağladığı belirtildi. Raporda ayrıca, deprem felaketinin yol açtığı yıkımın ardından yeniden inşa harcamalarının kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturduğu hatırlatıldı. IMF, Türkiye'de enflasyonun 2024 sonunda yüzde 40'ın üzerinde seyredeceğini, 2025'te ise düşüş eğilimine gireceğini tahmin ediyor.
Enflasyon ve Jeopolitik Riskler
Raporda, küresel enflasyonun yavaşladığı ancak hizmet sektöründeki fiyat artışlarının hâlâ yüksek seyrettiği vurgulandı. IMF, merkez bankalarının faiz indirimlerine temkinli yaklaşması gerektiğini belirtti. Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) para politikasında aceleci davranmaması gerektiği ifade edildi.
Jeopolitik riskler arasında Orta Doğu'daki çatışmalar, Ukrayna savaşı ve ticaret yollarındaki aksamalar öne çıkarıldı. IMF, bu risklerin enerji fiyatları üzerinden enflasyonu yeniden körükleyebileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, jeoekonomik parçalanmanın ticaret ve yatırım akışlarını olumsuz etkileyebileceği kaydedildi.
Türkiye'ye Yönelik Politik Öneriler
IMF, Türkiye'ye yönelik politika önerilerinde, mali disiplinin korunması ve yapısal reformların hızlandırılması gerektiğini ifade etti. Kurum, enflasyonla mücadelede para politikasının yanı sıra maliye politikasının da destekleyici olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, deprem sonrası yeniden inşa sürecinin şeffaf ve verimli bir şekilde yönetilmesi tavsiye edildi.
Türkiye'nin cari açığının 2024'te GSYH'ye oranla yüzde 2,5 civarında olması bekleniyor. İşsizlik oranının ise yüzde 10'un üzerinde seyretmeye devam edeceği tahmin ediliyor. IMF, Türkiye'nin genç nüfusunu ve dinamik özel sektörünü uzun vadeli büyüme için bir fırsat olarak değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Bağımsız Değerlendirme
IMF'nin Türkiye için öngördüğü yüzde 2,7'lik büyüme tahmini, mevcut ekonomik koşullar göz önüne alındığında gerçekçi bir tablo çiziyor. Yüksek enflasyon, sıkı para politikası ve deprem harcamaları gibi faktörler iç talebi sınırlarken, ihracat pazarlarındaki yavaşlama da büyümeyi baskılıyor. Ancak, küresel ekonominin beklenenden daha iyi performans göstermesi, Türkiye'nin dış ticaret kanalları üzerinden olumlu etkilenebileceğini gösteriyor. Yine de yapısal reformların hız kazanmaması halinde, potansiyel büyüme oranının altında kalma riski devam ediyor.