Tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren gazetemiz yazarı Şükran Soner için başsağlığı mesajı yayımladı. İmamoğlu, Soner’in emek, insan hakları ve sendikal mücadele alanındaki gazeteciliğini vurgulayarak, “Basın tarihimizde derin izler bırakan değerli ismi rahmetle anıyorum” ifadelerini kullandı. Gazeteci ve yazar Şükran Soner, 71 yaşında İstanbul’da vefat etti.
İmamoğlu’ndan taziye mesajı
Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Şükran Soner’in çalışma hayatı boyunca emekçilerin ve ezilenlerin sesi olduğunu belirtti. Mesajında, “Şükran Soner, yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda toplumsal adalet mücadelesinin kararlı bir savunucusuydu. Onun yazıları, çalışanların hakları ve insan hakları ihlalleri konusunda kamuoyunu aydınlatmaya devam edecek” dedi.
Şükran Soner kimdir?
Şükran Soner, 1953 yılında İstanbul’da doğdu. Uzun yıllar boyunca çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı. Özellikle sendikal hareket ve kadın hakları konularındaki yazılarıyla tanındı. Birçok sivil toplum örgütünün kuruluşunda yer aldı ve aktif olarak görev yaptı. Ayrıca, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesiydi. Soner, son olarak BirGün gazetesinde köşe yazarlığı yapıyordu.
Gazetecilik kariyeri ve mücadelesi
Şükran Soner, 1970’li yıllardan itibaren gazetecilik mesleğine adım attı. İlk olarak Dünya gazetesinde muhabir olarak çalıştı. Ardından sırasıyla Cumhuriyet, Milliyet ve Radikal gazetelerinde görev aldı. Özellikle işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki haberleriyle biliniyordu. 2009 yılında, sendikal haklarını kullandığı için işten çıkarılması gündem olmuştu. Daha sonra BirGün gazetesinde köşe yazmaya başladı ve ölümüne kadar bu görevi sürdürdü.
Soner’in yazıları, özellikle taşeron işçilerin sorunlarını, kadın cinayetlerini ve maden kazalarını gündeme taşımasıyla hatırlanıyor. Emek mücadelesine olan bağlılığı ile bilinen Soner, pek çok kez gözaltına alındı ve yargılandı. Ancak hiçbir zaman mücadele etmekten vazgeçmedi. Son dönemde geçirdiği rahatsızlık nedeniyle hastanede tedavi görüyordu.
İmamoğlu’nun mesajının ayrıntıları
İmamoğlu, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Şükran Soner’in habercilik anlayışı, sorgulayan ve halktan yana olan bir gazetecilikti. Onun kaleminden çıkan her satır, bir ders niteliğindeydi. Başta ailesi, yakınları ve okurları olmak üzere tüm basın camiasına baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.” İmamoğlu’nun avukatları aracılığıyla ilettiği başsağlığı mesajı, sosyal medyada geniş yankı buldu.
Tutuklu bulunan İmamoğlu, Silivri’deki cezaevinde kalıyor. Aynı zamanda cumhurbaşkanı adayı olan İmamoğlu hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, 14 Aralık 2024 tarihinde tutuklanmıştı. İmamoğlu’nun yargılandığı dava, kamuoyunda geniş tartışmalara yol açıyor.
Basın camiasından taziye mesajları
Şükran Soner’in vefatı üzerine birçok gazeteci, yazar ve sivil toplum kuruluşu taziye mesajı yayımladı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından yapılan açıklamada, “Usta gazeteci Şükran Soner’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Kalemi hep güçlü olacak” denildi. Ayrıca, CHP Genel Başkanı Özgür Özel de sosyal medya hesabından başsağlığı paylaşımında bulundu.
Soner’in mirası ve toplumsal hafıza
Şükran Soner’in hayatı boyunca yaptığı çalışmalar, özellikle gazetecilik etiği ve emek mücadelesi açısından önemli bir miras bıraktı. Onun arşivleri ve yazıları, gelecek nesiller için bir kaynak niteliği taşıyor. Birçok üniversitede, Soner’in çalışmaları üzerine tezler yazıldığı belirtiliyor. Bu bağlamda, Soner’in isminin yaşatılması için çeşitli girişimler başlatıldığı öğrenildi. Örneğin, bazı gazeteciler bir vakıf kurulması için imza kampanyası başlattı.
Toplumsal hafızanın güçlenmesi açısından, Soner’in anısının yaşatılması ve yazılarının derlenerek kitaplaştırılması önem arz ediyor. Bu bağlamda, Soner’in ailesine ve çalışma arkadaşlarına düşen görev büyük. Kamuoyu, onun mücadelesinin unutulmamasını bekliyor.
Şükran Soner’in vefatı, sadece gazetecilik camiası için değil, aynı zamanda Türkiye’de demokrasi ve insan hakları mücadelesi veren herkes için büyük bir kayıp. Onun kaleminden dökülen satırlar, toplumun vicdanına dokunmaya devam edecek. Bir kez daha başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine baş sağlığı diliyoruz. Soner’in anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Bu taziye mesajları, aslında Türkiye’de basın özgürlüğü ve toplumsal muhalefet açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir. Çünkü Soner gibi isimler, ülkenin demokratik kültürünün gelişimine katkı sağlayan önemli figürlerdi. Onun kaybı, bu alandaki boşluğu bir kez daha gözler önüne seriyor. Ancak unutulmamalıdır ki, onun mücadelesi bir son değil, başlangıçtır.