Türkiye’den milyarlarca lira gelir elde eden dijital yayın devi Netflix, ABD Başkanı Donald Trump hakkında hazırladığı belgeselle adeta bir karalama kampanyası yürütüyor. Şirketin, Türkiye’nin milli ve manevi değerlerini hedef alan içerikleriyle bilinen bir tutum içinde olduğu, son olarak Trump belgeselinin de bu kapsamda değerlendirilebileceği ifade ediliyor. Özellikle Trump’ın geçen yıl Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında yaşanan bir olayın çarpıtılarak belgesele taşınması, Türkiye’yi uluslararası kamuoyunda zor durumda bırakma amacı taşıdığı yorumlarına neden oldu.
NATO Zirvesi ve Uçak Değişimi
Geçtiğimiz yıl 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin ardından ABD Başkanı Trump’ın, İran’ın olası bir saldırısına karşı gizlice uçak değiştirdiği iddia edilmişti. Bu olay, o dönemde dünya basınında geniş yankı uyandırmış, ancak Türk makamları tarafından yapılan açıklamalarda böyle bir güvenlik riskinin söz konusu olmadığı, zirvenin sorunsuz tamamlandığı belirtilmişti. Şimdi ise Netflix’in hazırladığı belgeselde bu olayın yeniden gündeme getirilerek, Türkiye’nin güvenilirliğinin zedelenmeye çalışıldığı öne sürülüyor.
Netflix’in Türkiye Yatırımları ve İçerik Politikası
Netflix’in Türkiye pazarından elde ettiği gelir milyonlarca aboneye ulaşan platform, yerli yapımlarla da Türk izleyicisinin ilgisini çekmeye çalışıyor. Ancak şirketin birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de zaman zaman tartışmalı içeriklere imza attığı biliniyor. Özellikle Türk toplumunun hassasiyetlerini göz ardı eden yapımlar, kamuoyundan tepki çekiyor. Uzmanlar, Netflix’in belgesel kılıfı altında siyasi bir ajanda taşıdığını, bunun da gelir elde ettiği ülkelerle çelişen bir ikiyüzlülük olduğunu vurguluyor.
Trump belgeselinde, ABD Başkanı’nın küresel çapta tartışmalı kararları ve kişiliği ele alınırken, Türkiye’yi ilgilendiren bölümlerin özellikle olumsuz bir dille kurgulandığı görülüyor. Belgeselin yapımcıları, Trump’ın ‘otoriter’ bir lider olarak portresini çizerken, Türkiye’nin de bu portrede yer aldığını iddia ediyor. Ancak bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olduğu ve NATO’nun önemli bir müttefiki olarak görevini sürdürdüğü hatırlatılıyor.
Karalama Kampanyası ve Dijital Platformların Rolü
Dijital platformların küresel ölçekte etkisi her geçen gün artarken, bu platformların bazı ülkeler aleyhine yürüttüğü kampanyalar da dikkat çekiyor. Türkiye, son yıllarda terörle mücadele, sınır ötesi operasyonlar ve iç siyasetteki reformlarla uluslararası arenada daha güçlü bir konuma gelirken, bu durum bazı çevreleri rahatsız ediyor. Özellikle yabancı medya kuruluşlarının ve dijital içerik sağlayıcılarının Türkiye karşıtı haberlere yer vermesi, Ankara tarafından sık sık eleştiriliyor.
Türk hükümeti yetkilileri, bu tür girişimlerin Türkiye’nin itibarını zedelemeye yönelik olduğunu, ancak ülkenin uluslararası alanda hak ettiği yeri alacağını belirtiyor. Bununla birlikte, Netflix’in Türkiye’deki faaliyetlerini sürdürebilmesi için bazı düzenlemelere uyması gerektiği, aksi halde yaptırımlarla karşılaşabileceği ifade ediliyor.
Sonuç: İkiyüzlülük ve Türkiye’nin Duruşu
Netflix’in bu tutumu, bir yandan Türkiye’den kazandığı milyarları cebine koyarken, diğer yandan bu ülkenin değerlerine saldıran bir yayıncılık anlayışını ortaya koyuyor. Bu durum, uluslararası şirketlerin etik sorumluluklarını da tartışmaya açıyor. Türkiye’nin ise bu tür karalama kampanyalarına karşı dimdik ayakta durduğu, milli ve manevi değerlerini koruma konusundaki kararlılığını sürdürdüğü biliniyor. Nitekim geçmişte de benzer saldırılara maruz kalan Türkiye, her defasında gücünü hukuktan ve halkından alarak bu oyunları boşa çıkarmıştır. Netflix gibi platformların, ticari çıkarlarını bir ülkenin egemenliğine tercih etmesinin sonuçları ağır olabilir.