İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'de kaleme aldığı "Millet Şahidimdir" adlı kitabının baskı aşamasında yasaklanması, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yayıncılar Birliği (TÜRKYAYBİR), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve PEN Türkiye, süreci kaygıyla takip ettiklerini belirterek yasağa ortak bir açıklamayla tepki gösterdi.
Ortak Açıklama: "Basılmamış Kitabın Yasaklanması Kabul Edilemez"
Sivil toplum örgütleri tarafından yapılan ortak yazılı açıklamada, henüz basılmamış bir kitabın yasaklanmasının toplumun bilgiye erişim hakkını ihlal ettiği ve sansürün en ağır biçimi olduğu vurgulandı. Açıklamada, "Ekrem İmamoğlu'nun, cezaevi koşullarında yazdığı ve kamuoyunun büyük ilgi gösterdiği kitabının dağıtımının engellenmesi, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine aykırıdır" ifadelerine yer verildi. Ayrıca, bu tür uygulamaların Türkiye'nin uluslararası alandaki itibarını zedelediği ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı kaydedildi.
Örgütler, yetkilileri karardan derhal vazgeçmeye çağırırken, konunun takipçisi olacaklarını duyurdu. Açıklamada, "Kitaplar ve düşünceler yasaklanarak susturulamaz. Bu yasak, yalnızca bir yazarı değil, tüm toplumu hedef alan bir sansür girişimidir" denildi. TGC, TGS, TÜRKYAYBİR, TYS ve PEN Türkiye, benzer uygulamaların geçmişte de yaşandığını ancak hiçbir zaman meşru kabul edilmediğini hatırlatarak, hukuki süreçte de bu kararın iptali için mücadele edeceklerini belirtti.
Kitabın Önemi ve Yaşanan Gelişmeler
Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025'te başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne konulmuştu. İmamoğlu'nun burada yazdığı "Millet Şahidimdir" adlı kitabının, yaşadığı süreci ve siyasi görüşlerini anlattığı belirtiliyor. Kitabın yayınevi tarafından baskıya hazırlandığı sırada, savcılığın talebi üzerine mahkeme kararıyla dağıtımı durduruldu. Karar, kitabın henüz raflarda yerini alamadan toplatılması anlamına geliyor; bu durum Türkiye'de kitap yasakları konusundaki endişeleri artırdı.
İmamoğlu'nun avukatları, yasak kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek itiraz dilekçesi hazırladıklarını açıkladı. Avukatlar, kitap içeriğinde suç unsuru bulunmadığını, aksine kitabın bir belediye başkanının savunmasını içerdiğini ifade etti. Bu gelişmeler üzerine sosyal medyada #MilletŞahidimdir etiketiyle büyük bir dayanışma kampanyası başlatıldı. Birçok yazar, çizer ve akademisyen, kitaplarını İmamoğlu'na destek amacıyla paylaşarak yasağı protesto etti.
Türkiye'de kitap yasakları tarihsel olarak tartışmalı bir alan olmuştur. Özellikle siyasi içerikli kitapların toplatılması, ifade özgürlüğü açısından sık sık eleştiri konusu olmuştur. Bu son karar ise, daha önce örneklerine pek rastlanmayan bir şekilde, kitabın basım aşamasında engellenmesi nedeniyle ayrıca tepki çekiyor. Yayıncılar Birliği, böyle bir uygulamanın "kitap sektörünü doğrudan hedef aldığını" ve "yaratıcılığı baltaladığını" dile getirdi.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Değerlendirme
Yasak kararı yalnızca Türkiye'de değil, uluslararası platformlarda da geniş yankı buldu. Uluslararası PEN Kulübü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Türkiye'deki yetkilileri "eleştirel sesleri susturmaya çalışmakla" suçladı. Avrupa Birliği yetkilileri ve çeşitli ülkelerin dışişleri bakanlıkları da Türkiye'ye ifade özgürlüğü ilkelerine saygı gösterme çağrısında bulundu. Özellikle, kitabın basımının engellenmesi, ifade özgürlüğünün sadece düşünceyi açıklama boyutuyla değil, aynı zamanda eser üretme ve yayma hakkı kapsamında da ihlal olarak değerlendirildi.
Hukukçular, TMK'nın ilgili maddeleri ve Anayasa'nın 26. maddesi çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında, böyle bir yasağın ancak "milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi" gibi istisnai durumlarda uygulanabileceğini, ancak bu kitap söz konusu olduğunda bu şartların oluşmadığını savunuyor. Ayrıca, bir kişinin yargılandığı süreçte savunmasını yapmasının doğal bir hakkı olduğu ve bu savunmanın yer aldığı kitabın yasaklanmasının savunma hakkını da kısıtladığı ifade ediliyor.
Öte yandan, İmamoğlu'nun avukatlarının yaptığı itirazın, kararın kaldırılması için ilk adım olduğu belirtiliyor. Hukuki sürecin sonucu merakla beklenirken, bu durumun İmamoğlu'nun yargılandığı soruşturma dosyasına da etki edip etmeyeceği tartışılıyor. Bazı hukukçular, bu yasağın, İmamoğlu aleyhindeki iddiaların ne kadar zayıf olduğunun bir göstergesi olduğunu öne sürüyor; çünkü kamuoyunda geniş yankı uyandıracak sansür uygulamaları, hükümetin zaten eleştirilen otoriterleşme eğilimini daha da görünür kılıyor.
Değerlendirme: Sansür, Yazar ve Toplum Üzerinde Baskı Yaratıyor
Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde son yıllarda alt sıralara gerilemiş durumda. Kitap yasaklarının artması, bu tabloyu daha da kötüleştiriyor. Bir ülkede düşüncenin üretimi ve yayılması ne kadar özgürse, o ülkenin demokratik gelişimi o kadar sağlıklı olur. Bu bağlamda, henüz raflarda yerini almamış bir kitabın toplatılması, yalnızca bir siyasi figüre yönelik bir cezalandırma olarak değil, aynı zamanda toplumun her kesimine gözdağı verme amacı taşıdığı izlenimini uyandırıyor. Yazarların, yayıncıların ve okurların bu tür baskılar karşısında solidarite göstermesi, ifade özgürlüğünü korumanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, İmamoğlu'nun kitabına konulan yasak, Türkiye'deki ifade özgürlüğüne ilişkin endişelerin somut bir göstergesidir. Meslek birliklerinin ortak açıklaması, hukuki itirazlar ve toplumsal dayanışma, bu tür uygulamaların kabul edilemezliğini ortaya koyuyor. Umut edilmektedir ki, hukuki süreçte bu kararın geri alınması, Türkiye'deki sansür uygulamalarına karşı bir dönüm noktası oluşturur ve ülke, evrensel hukuk ve özgürlük ilkelerine geri döner. Aksi takdirde, bu tür yasakların önümüzdeki dönemde artarak devam etmesi ve toplumun bilgiye erişim hakkının daha da kısıtlanması kaçınılmaz görünüyor.