İletişim Başkanı Fahrettin Duran, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Kıbrıs konusunda kabul ettiği ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) yönelik asılsız iddialar içeren karara sert tepki gösterdi. Duran, yaptığı yazılı açıklamada, “Avrupa Parlamentosunun Kıbrıs konusunda kabul ettiği, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize yönelik asılsız iddiaları içeren kararını kınıyorum.” ifadelerini kullandı. Kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu vurgulayan Duran, AP’nin tarihi gerçekleri çarpıtarak Türkiye’yi hedef aldığını belirtti.
Kararın İçeriği ve Türkiye’ye Yansımaları
Avrupa Parlamentosu, 2024 yılı Kasım ayında kabul ettiği kararda, Kıbrıs’ta Türk askeri varlığını eleştirerek, TSK’nın adadaki faaliyetlerini ‘işgal’ olarak nitelendirdi. Kararda ayrıca, Doğu Akdeniz’deki enerji faaliyetleri ve mülteci politikaları da gündeme getirildi. Türkiye ise bu kararı, Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan ve 1974 Barış Harekatı’nı meşru bir müdahale olarak tanımayan bir metin olarak değerlendiriyor. Duran, “TSK, Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliğini korumak için oradadır. Bu karar, adadaki iki kesimli ve iki toplumlu federal çözüm çabalarına zarar vermektedir.” dedi.
Türkiye’nin Kıbrıs Politikası ve Uluslararası Tepkiler
Türkiye, Kıbrıs meselesinde garantör ülke sıfatıyla hareket ediyor ve Ada’da kalıcı bir barış sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün egemenliğini asla tartışmaya açmayız.” ifadelerini kullanmıştı. ABD ve Birleşmiş Milletler ise bu tür kararların tansiyonu yükselttiği konusunda uyarılarda bulunuyor. Duran, AP’nin kararının ardından Türkiye’nin uluslararası platformlarda gerekli adımları atacağını belirtti. “Bu karar, ne uluslararası hukuka ne de Kıbrıs gerçeklerine uymaktadır. Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün haklarını savunmaya devam edecektir.”
Değerlendirme
Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir gerginlik dalgası yaratma potansiyeli taşıyor. Özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı ve göç politikaları gibi hassas konuların da kararda yer alması, taraflar arasındaki diyaloğu zorlaştırabilir. Türkiye’nin kararlı duruşu, Kıbrıs Türkü’nün varlığını koruma kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, AB’nin bu tür tek taraflı adımlarla çözüm sürecine katkı sağlaması zor görünüyor.