Türkiye, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, AXA Climate ve AXA Türkiye ekiplerinin hazırladığı AXA Türkiye İklim Raporu 2026, iklim değişikliğinin ve doğal afetlerin ülkenin risk haritasını nasıl değiştirebileceğini gözler önüne seriyor. Rapora göre, artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimleri ve sıklaşan aşırı hava olayları, Türkiye'nin farklı bölgelerinde öngörülemeyen ekonomik ve sosyal riskler yaratacak.
Sıcaklık Artışı ve Kuraklık Riski
Rapor, Türkiye genelinde yıllık ortalama sıcaklıkların önümüzdeki on yıllarda belirgin şekilde artacağını, özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında kuraklık sürelerinin uzayacağını vurguluyor. İç Anadolu'da ise yağışların azalması ve buharlaşmanın artması, tarımsal üretimde ciddi verim kayıplarına yol açabilir. Raporda, su kaynaklarının yönetimi ve tarımsal sulama politikalarının acilen gözden geçirilmesi gerektiği belirtiliyor.
AXA Türkiye CEO'su Yavuz Ölken, raporun sunumunda yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin artık sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir tehdit olduğunu ifade etti. Ölken, "İklim verileri, sigorta sektörünün gelecekte karşılaşacağı riskleri anlamak için kritik önem taşıyor. Bu rapor, kamu ve özel sektörün ortak hareket etmesi gerektiğini gösteriyor" dedi.
Aşırı Hava Olayları ve Sigorta Sektörü
Raporda, sel, fırtına, dolu ve orman yangını gibi aşırı hava olaylarının sıklığında ve şiddetinde artış beklendiği kaydediliyor. Bu durumun, özellikle kıyı bölgelerinde ve nehir havzalarında altyapı hasarlarını artıracağı, sigorta sektöründe hasar taleplerinin yükseleceği öngörülüyor. AXA Climate uzmanları, risk haritalarının güncellenmesi ve iklim verilerinin sigorta fiyatlamalarına entegre edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Rapora göre, Marmara Bölgesi'nde deniz seviyesi yükselmesi ve kentsel ısı adası etkisi, İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerde altyapı ve sağlık sistemleri üzerinde baskı oluşturacak. Karadeniz'de ise ani ve şiddetli yağışların sel riskini artıracağı, heyelan olaylarının daha sık görüleceği ifade ediliyor.
COP31 ve Türkiye'nin İklim Politikaları
Antalya'da kasım ayında düzenlenecek COP31, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki taahhütlerini uluslararası kamuoyuna sunması için önemli bir platform olacak. Rapor, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırması, enerji verimliliğini iyileştirmesi ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarını hayata geçirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, yerel yönetimlerin iklim uyum planlarını hızlandırması ve afet risk azaltma stratejilerini güçlendirmesi öneriliyor.
Uzmanlar, AXA Türkiye İklim Raporu 2026'nın, iş dünyası ve politika yapıcılar için bir yol haritası niteliği taşıdığını belirtiyor. İklim değişikliğinin etkilerinin sektörler arası bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
Bağımsız Değerlendirme
İklim değişikliği, Türkiye'nin ekonomik büyümesi ve toplumsal refahı için uzun vadeli bir tehdit oluşturuyor. Raporun ortaya koyduğu veriler, uyum politikalarının geciktirilmesinin maliyetinin çok daha yüksek olacağını gösteriyor. COP31 öncesi kamuoyuna sunulan bu tür çalışmalar, farkındalığı artırmak ve somut adımların atılmasını sağlamak açısından değerli. Ancak başarı, yalnızca raporlarla değil, kararlı uygulamalarla ölçülecek.