İklim değişikliği, artık yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkarak ekonomik, toplumsal ve güvenlik boyutları olan küresel bir krize dönüşmüş durumda. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, bu krizin önlenmemesi halinde güvenlik açısından ciddi tehditler oluşturacağını belirtti. Türkeş, küresel emisyonların yaklaşık yüzde 40'ından sorumlu olan kömürden adil bir şekilde çıkılması ve yenilenebilir enerjiye hızlı geçiş yapılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
İklim değişikliği ve güvenlik tehdidi
Prof. Dr. Türkeş, iklim değişikliğinin artık ulusal güvenlik politikalarının merkezine alınması gerektiğini ifade etti. Artan sıcaklıklar, kuraklık, sel gibi aşırı hava olaylarının tarımsal üretimi düşürerek gıda güvenliğini tehdit ettiğini, su kaynaklarının azalmasının ise bölgesel çatışmalara yol açabileceğini belirtti. Ayrıca, iklim göçlerinin artmasıyla sınır güvenliği ve toplumsal uyum sorunlarının ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Türkiye'nin, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında olduğunu sözlerine ekledi.
Enerji dönüşümü ve adil geçiş
Türkeş, küresel ısınmanın 1,5 santigrat dereceyle sınırlandırılması hedefi doğrultusunda fosil yakıtlardan, özellikle kömürden çıkışın hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Kömürün enerji üretimindeki payının azaltılmasının yanı sıra, bu dönüşümün işçi ve topluluklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacak adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Yenilenebilir enerji kaynaklarına (güneş, rüzgar, jeotermal) yatırım yapılmasını, enerji verimliliği ve depolama teknolojilerinin geliştirilmesini önerdi. Türkiye'nin bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak mevcut politikaların yeterli olmadığını ifade etti.
Ulusal ve uluslararası boyut
Prof. Dr. Türkeş, iklim krizinin çözümünde uluslararası iş birliğinin kritik olduğunu hatırlatarak, Paris Anlaşması ve COP zirvelerinde alınan kararlara uyulması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda somut adımlar atması gerektiğini vurguladı. Bunun için karbon fiyatlandırması, yeşil finansman mekanizmaları ve teknoloji transferi gibi araçların etkin kullanılması gerektiğini ifade etti.
Sonuç olarak, iklim değişikliğiyle mücadele yalnızca çevre politikalarıyla sınırlı kalmamalı; güvenlik, ekonomi ve toplumsal kalkınma stratejileriyle entegre edilmelidir. Prof. Dr. Türkeş, "İklim değişikliğinin güvenlik krizine dönüşmemesi için bugün harekete geçilmezse, yarın çok geç olabilir" diyerek, tüm paydaşları acil önlem almaya çağırdı.