Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de, Akbelen Ormanı çevresindeki yaklaşık 200 parsele yönelik acele kamulaştırma işlemine karşı açılan davanın ardından köylülerin nöbeti devam ediyor. Köylüler, yıllardır sürdürdükleri direnişte bu kez mahkeme sürecine odaklanmış durumda. “Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz” diyen İkizköylüler, ormanlarının ve zeytinliklerinin korunması için kararlılık mesajı veriyor.
Davanın Ardından Nöbet Sürüyor
Akbelen Ormanı’nın madencilik faaliyetleri için kamulaştırılmasına karşı İkizköy halkı tarafından açılan dava, hukuki süreci başlatmıştı. Köylüler, acele kamulaştırma kararının iptali için mücadele ederken, aynı zamanda sahada nöbet tutmaya devam ediyor. Nöbet, ormanın ve tarım alanlarının korunması amacıyla aralıksız sürdürülüyor.
İkizköy Muhtarı ve köylüler, kamulaştırma işleminin bölgedeki doğal yaşamı ve geçim kaynaklarını tehdit ettiğini savunuyor. Köylüler, zeytinliklerinin ve ormanlarının yok edilmesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz” ifadelerini kullanıyor.
Akbelen Ormanı’nın Önemi
Akbelen Ormanı, sadece İkizköy için değil, bölgedeki ekosistem için de kritik bir öneme sahip. Orman, yüzlerce yıllık ağaçları, zeytinlikleri ve endemik bitki türlerini barındırıyor. Köylüler, ormanın madencilik faaliyetleri nedeniyle yok edilmesinin iklim krizini derinleştireceğini ve bölgedeki su kaynaklarını olumsuz etkileyeceğini vurguluyor.
Yapılan acele kamulaştırma ile ormanlık alanın bir kısmının kömür madeni için kullanılması planlanıyor. Bu durum, bölgede yaşayan insanların yanı sıra çevre örgütlerinin de tepkisini çekmiş durumda. Köylüler, alternatif geçim kaynakları olmadığını, zeytincilik ve hayvancılıkla geçindiklerini belirtiyor.
Hukuki Süreç ve Talep
İkizköylüler, kamulaştırma kararının iptali için açtıkları davada, bilirkişi raporlarının kendilerini haklı çıkardığını söylüyor. Davanın sonucu merakla beklenirken, köylüler nöbetlerini sürdürerek seslerini duyurmaya çalışıyor. Avukatları aracılığıyla yürütülen hukuki mücadelede, kamulaştırmanın kamu yararına olmadığı ve ormanın korunması gerektiği savunuluyor.
Köylüler, yetkililere çağrıda bulunarak, “Bu topraklar bizim atalarımızdan kalan miras. Burada doğduk, burada öleceğiz. Ormanımızı ve zeytinliklerimizi korumak için sonuna kadar mücadele edeceğiz” diyor.
Dayanışma ve Destek
İkizköy’deki nöbete çevre örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli siyasi partilerden temsilciler de destek veriyor. Zaman zaman yapılan ziyaretlerle köylülerin yanında olduklarını gösteren gruplar, Akbelen’in korunması gerektiğini vurguluyor. Sosyal medyada da #Akbelen etiketiyle dayanışma mesajları paylaşılıyor.
Ülke genelinde çevre mücadelelerine ilgi duyan vatandaşlar, İkizköy halkının haklı mücadelesine destek veriyor. Köylüler, bu dayanışmanın kendilerine güç verdiğini belirtiyor.
Bağlam: Türkiye’de Çevre Mücadeleleri
Türkiye’de son yıllarda artan madencilik ve enerji projeleri, birçok bölgede çevre mücadelelerini beraberinde getirdi. Akbelen direnişi, bu mücadelelerin en güncel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Köylülerin kararlı duruşu, doğa savunucuları için sembol haline gelmiş durumda.
Uzmanlar, acele kamulaştırma kararlarının çevresel etki değerlendirmesi süreçlerini baypas ettiğini ve doğal alanların geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edilmesine yol açtığını belirtiyor. İkizköy davası, bu tür uygulamalara karşı hukuki bir emsal teşkil edebilir.
Sonuç ve Beklentiler
Akbelen Ormanı’ndaki nöbet, sadece bir çevre mücadelesi değil, aynı zamanda bir yaşam hakkı savunması olarak görülüyor. Köylüler, mahkeme kararını beklerken sahada olmaya devam edeceklerini söylüyor. “Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz” sözü, onların kararlılığını en iyi şekilde özetliyor.
Davanın sonucu, Türkiye’deki benzer çevre mücadeleleri için de belirleyici olabilir. İkizköy halkı, haklarını sonuna kadar savunacaklarını ve ormanlarını koruyacaklarını bir kez daha yineliyor.