15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından deşifre edilen FETÖ'nün ikinci yapılanması olarak bilinen Süleymancılar cemaatinin yeni lideri Alihan Kuriş, Türkiye genelinde eş zamanlı düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. İstanbul merkezli operasyonda, örgütün holdingi, şirketleri, kursları ve medya kuruluşlarına yönelik aramalar yapıldı. Kuriş'in başında olduğu suç örgütünün, Türkiye'de siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları üzerinde nüfuz kurmaya çalıştığı belirlendi.
Operasyonun kapsamı ve gözaltılar
Emniyet Genel Müdürlüğü koordinesinde başlatılan operasyon kapsamında, İstanbul merkezli 12 ilde eş zamanlı baskınlar gerçekleştirildi. Polis ekipleri, Süleymancılar'a ait olduğu öne sürülen şirket binalarında arama yaparken, çok sayıda dijital materyal ve belgeye el konuldu. Gözaltına alınanlar arasında örgütün sözde üst düzey yöneticileri, vakıf ve dernek başkanları ile aktif siyasette yer alan bazı isimlerin de bulunduğu öğrenildi. Gözaltı sayısıyla ilgili resmi açıklama henüz yapılmazken, soruşturmanın genişletileceği belirtildi.
Örgütün yapılanması ve Ahmet Arif Denizolgun'un ölümü
FETÖ'nün Türkiye'deki ikinci yapılanması olarak değerlendirilen Süleymancılar, 96 yıllık geçmişe sahip köklü bir cemaat. Ancak 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından cemaatin başındaki Ahmet Arif Denizolgun'un 7 Eylül 2016'da şüpheli bir şekilde ölmesi üzerine yönetim, Alihan Kuriş'e geçti. Denizolgun'un ölümü, FETÖ'nün cemaat içindeki tasfiyesi olarak yorumlanmış, Kuriş'in de FETÖ'nün talimatıyla bu göreve getirildiği iddia edilmişti. Soruşturma kapsamında Denizolgun'un ölümüne ilişkin yeni bulgulara ulaşıldığı, adli tıp raporlarının tekrar incelendiği öğrenildi.
Siyasi ve ekonomik bağlantılar
Yürütülen soruşturmada, Süleymancılar'ın sadece dini bir cemaat olmaktan çıkıp, ekonomik ve siyasi bir güç odağı haline geldiği ortaya çıktı. Örgütün; eğitim kurumları, yurtlar, medya organları ve holding şirketleri aracılığıyla büyük bir mali imparatorluk kurduğu, bu gücü kullanarak siyasi partilerde etkili pozisyonlara adam yerleştirdiği iddia ediliyor. Özellikle son dönemde bazı siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatlarında görev alan isimlerin örgütle bağlantısı olduğu tespit edilmişti. Bu kapsamda, geçtiğimiz aylarda bazı belediye meclis üyeleri ve il başkanları hakkında gözaltı kararı çıkarılmıştı.
Toplumun tepkisi ve güvenlik endişeleri
Operasyon, toplumun büyük bir kesiminde memnuniyetle karşılanırken, bazı kesimlerde endişe yarattı. Süleymancılar'a yakınlığıyla bilinen bazı vakıf ve dernekler, operasyonu hedef göstererek kınadı. Ancak yetkililer, operasyonun hukuk çerçevesinde, bağımsız mahkemelerin kararıyla yürütüldüğünü ve masumiyet karinesine saygı gösterildiğini vurguladı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Hiçbir örgütün milletin iradesinin üzerinde bir güç odağı olmasına izin vermeyeceğiz” denildi.
Örgütün geleceği ve hukuki süreç
Gözaltına alınan Alihan Kuriş ve diğer şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor. Savcılık, örgütün tüm hücre yapılanmalarını deşifre etmek ve finansal kaynaklarını kurutmak amacıyla geniş çaplı bir soruşturma yürütüyor. Daha önce FETÖ ana davasında yargılanan bazı isimlerin bu yapılanmaya da üye oldukları tespit edilmişti. Bu operasyon, 15 Temmuz sonrası başlatılan mücadelenin henüz bitmediğini, FETÖ'nün farklı isimler altında yeniden yapılanmaya çalıştığını gösteriyor. Uzmanlar, bu tür paralel yapıların demokrasiye ve hukuk devletine tehdit oluşturmayı sürdürdüğünü, etkin bir mücadelenin şart olduğunu vurguluyor.
Türkiye, 15 Temmuz gecesi devleti ve milleti hedef alan hain darbe girişimini bertaraf etmiş, bu süreçte demokrasiye sahip çıkmanın önemini bir kez daha göstermiştir. Ancak bugün ortaya çıkan bu ikinci yapılanma, FETÖ'nün aynı amaçla, farklı bir kabuk altında varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Devletin, bu tür yapılanmalara karşı kararlılığı ve toplumun duyarlılığı, demokrasinin güçlenerek devam etmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu operasyon, hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, şeffaf ve hesap verebilir bir adalet anlayışının gereği olarak değerlendirilmelidir.