Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerin üç Filistinli ailenin evlerini kuşatması ve elektrik ile sularını kesmesi, bölgede gerilimi tırmandırdı. İsrail ordusunun bölgeye takviye tabur göndermesine rağmen yaşananlar, ABD yönetiminde de öfkeye yol açtı. Washington’un Tel Aviv Büyükelçisi Mike Huckabee’nin yerleşimcilerin eylemlerini “korkunç” olarak nitelendirdiği öğrenildi. Olaylar, uluslararası kamuoyunda İsrail’in Batı Şeria politikasına yönelik eleştirileri artırırken, ABD’nin tarihsel olarak İsrail’e verdiği desteğin sınırları da tartışmaya açıldı.
Yerleşimci Saldırıları ve Filistinlilerin Durumu
Filistin kaynaklarına göre, işgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli bölgelerinde yaşayan Filistinli aileler, son günlerde artan yerleşimci saldırılarıyla karşı karşıya. Özellikle Nablus yakınlarındaki yerleşimlerde yaşanan olaylarda, silahlı yerleşimcilerin evleri kuşattığı, altyapıya zarar verdiği ve halka gözdağı verdiği belirtiliyor. Ailelerin elektrik ve suyunun kesilmesi, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmelerine neden oldu. İsrail ordusu, bölgeye gönderdiği taburla güvenliği sağlamaya çalışsa da, yerleşimcilerin saldırılarının önüne geçilemediği ifade ediliyor. Filistin Kızılayı ekipleri, saldırılar sırasında yaralananlar olduğunu ve sağlık ekiplerinin bölgeye ulaşmakta güçlük çektiğini aktardı.
ABD’nin Tepkisi ve Diplomatik Kriz
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yerleşimcilerin bu tür davranışlarının kabul edilemez olduğunu ve ABD’nin bu durumu yakından takip ettiğini söyledi. Huckabee’nin “Bu tür eylemler iki taraf arasındaki güveni daha da zedeliyor ve barış çabalarına zarar veriyor” ifadelerini kullandığı bildirildi. Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada ise ABD’nin, İsrail’in güvenliğine olan bağlılığının sarsılmaz olduğu ancak Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin de sona erdirilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, İsrail hükümetine, yerleşimcilerin eylemlerini engellemesi ve sorumluları adalet önüne çıkarması çağrısında bulunuldu. Bu gelişmeler, ABD-İsrail ilişkilerinde nadir görülen bir gerilime işaret ediyor. Özellikle Donald Trump döneminde İsrail’e koşulsuz destek veren ABD yönetiminin, yerleşimci şiddeti konusunda eleştirel bir tavır takınması, bölgedeki dengeleri değiştirebilir.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Yansımalar
Uluslararası toplumdan da olaylara tepki yağdı. Birleşmiş Milletler, yerleşimci şiddetinin uluslararası hukukun ihlali olduğunu hatırlatarak, taraflara itidal çağrısı yaptı. Avrupa Birliği ise yaptığı açıklamada, İsrail’in uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Filistinli sivilleri koruması gerektiğini belirtti. Arap Birliği ise konuyu acil olarak gündemine aldı. Bölgede ise olaylar, Filistinliler arasında büyük bir öfke ve endişe yarattı. Ramallah’ta ve diğer şehirlerde protesto gösterileri düzenlendi. Göstericiler, İsrail’in işgal politikalarına karşı uluslararası toplumun harekete geçmesini talep etti.
Geçmişten Bugüne Yerleşimci Şiddeti
Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti, yıllardır bölgede yaşanan çatışmanın önemli bir unsuru olarak öne çıkıyor. İsrail’in 1967’de işgal ettiği Batı Şeria’da bugün yaklaşık 500 bin yerleşimci yaşıyor. Uluslararası hukuka göre bu yerleşimler yasa dışı kabul ediliyor. Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik baskı ve saldırıları, zaman zaman ciddi boyutlara ulaşıyor. 2024 yılında BM verilerine göre, Batı Şeria’da yerleşimcilerin düzenlediği saldırılarda onlarca Filistinli hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı. Bu saldırılar, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltırken, iki devletli çözüm umutlarını da her geçen gün zayıflatıyor.
Sonuç: ABD’nin Rolü ve Bölgesel İstikrar
ABD’nin yerleşimci şiddetine yönelik bu açık eleştirisi, İsrail hükümeti üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak İsrail’deki koalisyon hükümetinde yer alan aşırı sağcı partilerin yerleşimci hareketi desteklediği düşünüldüğünde, bu baskının etkili olması güç görünüyor. Yine de ABD’nin bu tutumu, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için önemli bir fırsat olabilir. Filistin tarafı ise uluslararası toplumun etkili adımlar atmasını bekliyor. Yaşanan bu kriz, Orta Doğu’da kalıcı barışın tesisi için tüm tarafların somut adımlar atması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu bağlamda, ABD’nin sadece kınamakla kalmayıp, yerleşimci şiddetini önlemek için somut mekanizmalar devreye sokması bekleniyor.