İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasını takip etmek üzere Silivri’ye gitti. Burada yeni inşa edilen duruşma salonunu inceleyen Kaboğlu, salonun mimari yapısının savunma hakkını zedelediğini söyledi. Kaboğlu, “Bu bina adil yargılanma hakkının gerekleriyle bağdaşmıyor” ifadelerini kullandı.
Salonun mimarisi eleştirildi
Kaboğlu, yaptığı yazılı açıklamada, yeni duruşma salonunun fiziksel koşullarının savunma için elverişsiz olduğunu vurguladı. Özellikle sanık ve avukatların yerleşim düzeninin, mahkeme heyetiyle eşit mesafede olmadığını belirten Kaboğlu, “Savunma, daha en baştan dezavantajlı konuma itiliyor. Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir” dedi.
Silivri’nin sembolik anlamı
Silivri Cezaevi ve adliye yapıları, geçmişte birçok tartışmalı davanın görüldüğü bir merkez olarak biliniyor. 2008-2013 yılları arasında Ergenekon ve Balyoz davaları gibi yüksek profilli yargılamalara ev sahipliği yapan bölge, hukuki süreçlerin şeffaflığı açısından sıkça eleştirilmişti. Yeni duruşma salonunun da benzer bir eleştiriye hedef olması, adalet sistemine duyulan güveni daha da zedeleyebilir.
Barodan hukuki girişim
İstanbul Barosu, salonun kullanıma açılmadan önce gerekli düzenlemelerin yapılması için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunacağını duyurdu. Kaboğlu, “Bir duruşma salonunun sadece fiziksel bir mekân değil, aynı zamanda adaletin tecelli ettiği bir sembol olduğunu unutmamalıyız. Bu nedenle herkesin eşit koşullarda temsil edilebileceği bir yapı şart” ifadelerini kullandı.
Değerlendirme
Silivri’deki yeni duruşma salonu tartışması, adil yargılanma hakkının sadece hukuki metinlerle değil, fiziksel mekânların düzenlenmesiyle de garanti altına alınması gerektiğini gösteriyor. Türkiye’nin uluslararası sözleşmeler altındaki taahhütleri göz önüne alındığında, bu tür yapısal eksikliklerin giderilmesi yargıya olan güveni artıracaktır.