İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bünyesinde düzenlenen milyonluk ihalelerde, sahte rekabet oyununun oynandığı ve ihalelerin belirli şirketlere yönlendirildiği ortaya çıktı. Savcılık soruşturması kapsamında hazırlanan iddianameye yansıyan MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) incelemesi, kamuoyunda büyük yankı uyandıran ihale süreçlerindeki usulsüzlükleri gözler önüne serdi. İddianamede, ihalelerde tekelleşme ve haksız kazanç elde edilmesine yönelik güçlü deliller bulunduğu belirtildi.
İhalelerin belirli şirketlere yönlendirilmesi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasına eklenen MASAK raporunda, İBB'nin medya ve halkla ilişkiler alanındaki ihalelerinin birkaç firma üzerinde yoğunlaştığı tespit edildi. Raporda, 2019-2023 yılları arasında gerçekleştirilen toplamda 37 milyon TL değerindeki ihalenin, birbirleriyle organik bağı bulunan şirketlere verildiği kaydedildi. Bu şirketlerin aynı adreslerde faaliyet gösterdiği veya ortaklarının akrabalık ilişkileriyle bağlı olduğu ifade edildi. İddianamede, ihalelerde rekabet ortamının oluşması adına sahte teklifler veren firmaların yer aldığı ve bu yolla kamu zararının oluştuğu vurgulandı.
Para trafiği ve usulsüzlük ağı
MASAK'ın incelemeleri sonucunda, ihaleleri kazanan firmaların hesap hareketleri incelendiğinde, bu firmalardan İBB bürokratlarına ve bazı özel şahıslara düzenli olarak para transferleri yapıldığı belirlendi. Söz konusu transferlerin, ihalelerin takvimiyle örtüştüğü ve 'rüşvet' olduğu şüphesiyle değerlendirildiği ifade edildi. Ayrıca, firmalar arasında karşılıklı fatura düzenlendiği ve bu faturaların sahte olduğu, gerçek bir hizmetin karşılığı olmadığı ancak paranın firma hesaplarından çekilerek farklı hesaplara aktarıldığı anlaşıldı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan bazı şüpheliler olduğu, aralarında İBB çalışanlarının da bulunduğu öğrenildi.
Soruşturmanın boyutu ve devam eden süreç
İddianame, İBB Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı'nda görevli eski ve yeni yöneticiler ile özel sektör temsilcilerinin de yer aldığı toplam 8 şüpheli hakkında düzenlendi. Şüphelilerden 3'ünün tutuklu olduğu, diğerlerinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı bilgisi verildi. İddianamede, şüphelilere 'nitelikli dolandırıcılık' ve 'ihaleye fesat karıştırma' suçlamaları yöneltildi. Mahkeme, iddianameyi kabul ederek ilk duruşmanın tarihini belirledi. Ayrıca, soruşturmanın başka kollara da sıçrayabileceği ve İBB'nin farklı birimlerindeki ihalelerin de incelenmesi için MASAK'a yazı yazıldığı bildirildi.
Bu gelişme, kamuoyunda İBB yönetimine yönelik yolsuzluk iddialarını yeniden gündeme taşırken, muhalefet partileri de konuyu Meclis gündemine taşıyacaklarını açıkladı. İBB'den yapılan ilk açıklamada, sürecin takipçisi olunacağı ve adaletin yerini bulması için gereken desteğin verileceği ifade edildi.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmaları
Yaşanan bu skandal, belediyelerdeki ihale süreçlerinin şeffaflığı ve denetim mekanizmalarının etkinliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, kamu ihalelerinde rekabetin sağlanması ve denetimlerin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerken, yolsuzlukla mücadelede bağımsız denetim kurumlarının rolünün artırılması çağrısı yapıyor. Bu tür iddiaların, yerel yönetimlere olan güveni sarsabileceği ve kamunun kaynaklarının etkin kullanımını engelleyebileceği vurgulanıyor. İlerleyen süreçte, bu dosyanın yargıya taşınması ve alınacak kararlar, benzer nitelikteki diğer ihale süreçlerine de ışık tutacak nitelikte görülüyor.
Kamuoyunun gözü kulağı artık mahkemenin vereceği kararlarda. Sürecin takibi, hem kamu adaleti hem de yerel yönetimlerin itibarı açısından önem taşıyor. Yargıtay aşamasına kadar uzanması beklenen davanın, Türkiye'deki yolsuzlukla mücadele alanında önemli bir test olacağı değerlendiriliyor.