İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 29 şüpheli hakkında ek iddianame hazırlandı. İddianamenin, ana dava dosyasıyla birleştirilmesi talep edildi. Ek iddianamede, Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş gibi isimler yer alıyor. Soruşturma, İBB'nin iştirak şirketlerindeki ihale ve atama süreçlerine odaklanıyor.
Ek iddianamenin kapsamı ve şüpheliler
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde hazırlanan ek iddianame, 29 şüpheliyi kapsıyor. İddianamede, aralarında Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş'in de bulunduğu isimler için çeşitli suçlamalar yöneltiliyor. Soruşturmanın, İBB'nin iştirak şirketlerindeki usulsüzlük iddialarına dayandığı belirtiliyor. Ek iddianamenin ana dosyayla birleştirilmesi talebiyle mahkemeye sunulduğu öğrenildi.
İddianamenin birleştirilmesi, sürecin tek bir dava üzerinden yürütülmesini sağlayacak. Hukuk uzmanları, birleştirme talebinin mahkeme tarafından değerlendirileceğini ve usul ekonomisi açısından önemli olduğunu ifade ediyor. Dosyanın kapsamı genişledikçe, delillerin ve tanık beyanlarının ortak bir çerçevede ele alınması bekleniyor.
Arka plan: İBB soruşturması nasıl başladı?
İBB'ye yönelik soruşturma, ilk olarak 2023 yılında gündeme gelmişti. İddialar, belediyenin ihalelerinde ve bazı atamalarda usulsüzlük yapıldığı yönündeydi. Soruşturma kapsamında çok sayıda kişinin ifadesine başvurulmuş, bazı tutuklamalar gerçekleşmişti. Ana dava dosyası halihazırda İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. Ek iddianamenin hazırlanmasıyla birlikte soruşturmanın yeni bir aşamaya geçtiği yorumları yapılıyor.
Ekrem İmamoğlu, daha önce yaptığı açıklamalarda soruşturmanın siyasi olduğunu savunmuştu. İmamoğlu, "Bu süreç, belediyecilik faaliyetlerimizi engellemeye yönelik bir baskı aracıdır" demişti. Ancak savcılık, soruşturmanın tamamen hukuki gerekçelerle yürütüldüğünü ve delillere dayandığını belirtiyor. Ali Sukas ve Fatih Keleş cephesinden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Birleştirme talebinin hukuki boyutu
Ceza Muhakemesi Kanunu'na (CMK) göre, aralarında bağlantı bulunan dosyaların birleştirilmesi mümkün. Mahkeme, birleştirme talebini uygun görürse, ek iddianamedeki şüpheliler de ana davada yargılanacak. Bu durumda, tüm deliller tek bir dosyada toplanacak ve olası bir karar daha kapsamlı bir şekilde verilebilecek. Hukukçular, birleştirmenin sanıklar açısından savunma hakkı ve adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, ek iddianamenin içeriği henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Basına yansıyan bilgilere göre, iddianamede örgütlü suç, ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma gibi suçlamalar yer alıyor. Şüphelilerin bir kısmının ifadelerinin alındığı, bir kısmının ise henüz ifade vermediği belirtiliyor.
Kamuoyu ve siyasi yansımaları
İBB soruşturması, Türkiye'nin gündemini uzun süredir meşgul ediyor. Muhalefet partileri, soruşturmayı siyasi bir operasyon olarak nitelendirirken, iktidar kanadı yargı sürecine saygı duyulması gerektiğini savunuyor. Ek iddianamenin hazırlanması, tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Özellikle Ekrem İmamoğlu'nun isminin geçmesi, 2024 yerel seçimleri sonrası siyasi dengeler açısından dikkatle izleniyor.
İBB'nin iştirak şirketlerindeki yönetim değişiklikleri ve ihale süreçleri, geçmişte de eleştiri konusu olmuştu. Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas'ın da ek iddianamede yer alması, soruşturmanın belediyenin iştiraklerine kadar uzandığını gösteriyor. Fatih Keleş'in ise hangi sıfatla şüpheli listesinde bulunduğu henüz netleşmedi.
Sonraki adımlar
Mahkemenin birleştirme talebini kabul edip etmeyeceği önümüzdeki günlerde netleşecek. Kabul edilirse, ana dava dosyası genişleyecek ve yargılama süreci uzayabilir. Reddedilirse, ek iddianame ayrı bir dava olarak görülecek. Her iki durumda da süreç, İBB ve Türkiye siyaseti üzerinde etkili olmaya devam edecek.
Hukuk devleti ilkesi gereği, herkesin adil yargılanma hakkı vardır. Ancak soruşturmaların siyasi amaçlarla araçsallaştırılmaması, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından kritik önem taşır. İBB davası, Türkiye'de yerel yönetimlerin özerkliği ve hukukun üstünlüğü tartışmalarının odağında yer almaya devam edecek gibi görünüyor.