İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı davanın 61. duruşması, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda başladı. Duruşmaya CHP’li milletvekilleri yoğun katılım gösterirken, İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun’un avukatlarının savunmaları sürüyor. Dünkü oturumda savunma süresi tartışması yaşanmış, mahkeme başkanı yargılamanın planlanan takvim doğrultusunda ilerleyeceğini belirtmişti.
Duruşmada Yoğun Katılım
Duruşma salonu, CHP İstanbul Milletvekili Okan Konyar ve beraberindeki parti yöneticilerinin katılımıyla doldu. CHP'li vekiller, İmamoğlu'na destek amacıyla duruşmayı takip ediyor. Mahkeme başkanı, dün yaşanan tartışmaların ardından bugünkü oturumda söz konusu savunma süresini gündeme almayarak, mevcut takvimin devam edeceğini ifade etti. İmamoğlu ise dün yaptığı açıklamada, 9 Temmuz'da ilk celsenin tamamlanmasının mümkün olmadığını söylemişti.
Savunmalar ve İddianame
Davanın iddianamesinde, İmamoğlu ve diğer sanıkların, bazı kamu ihalelerinde usulsüzlük yaptıkları ve belediyeye ait şirketler üzerinden yolsuzluk işledikleri öne sürülüyor. Sanıklar ise suçlamaları reddediyor. Bugünkü duruşmada, Murat Ongun’un avukatı, müvekkilinin suçlamalarla ilgisinin bulunmadığını savundu ve delillerin yeniden değerlendirilmesini talep etti. Duruşma, önümüzdeki günlerde de devam edecek.
Siyasi Boyut ve Tepkiler
Dava, siyasi açıdan da yakından takip ediliyor. İmamoğlu, 2019 yerel seçimlerinde İBB Başkanı seçilmiş, 2023'te yeniden aday olacağı konuşuluyor. Davanın bu sürece etkisi tartışma konusu. CHP Genel Başkan Yardımcısı, duruşma öncesi yaptığı açıklamada, “Bu dava, siyasi bir linç girişimidir. Hukuk adına bir an önce sonlandırılmalıdır” dedi. İktidar kanadı ise yargının bağımsız olduğunu ve sürecin takip edildiğini belirtti.
Bağlam olarak, İBB davası Türkiye’de yerel yönetimlerin merkezi hükümetle yaşadığı gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. Duruşma süreci, kamuoyunda “hukuki sürecin siyasallaşması” eleştirilerine yol açıyor. Yargının kararları kadar, tarafların tutumları da siyasi dengeleri etkileyebilecek nitelikte. Bu davanın sonucu, yalnızca sanıkların kaderini değil, aynı zamanda Türkiye’de hukuk ve siyaset ilişkisinin geleceğini de belirleyecek.