Yemen'deki İran destekli Husi milisleri, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bulunan ulusal petrol şirketi Aramco'ya ait tesislere balistik füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenledi. Saldırı, Yemen'de artan gerilimin bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini yeniden gündeme getirdi. Suudi yetkililer, saldırıda can kaybı yaşanmadığını ancak maddi hasar meydana geldiğini açıkladı. Husiler ise saldırının Aramco'nun kritik altyapısını hedef aldığını öne sürdü.
Saldırının Ayrıntıları ve Tarafların Açıklamaları
Husi askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, saldırının "Suudi rejiminin Yemen'e yönelik saldırılarına yanıt" olduğunu belirtti. Saree, Riyad'daki Aramco tesislerinin yanı sıra Cidde ve Cizan'daki petrol rafinerilerinin de hedef alındığını iddia etti. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçleri ise saldırıların büyük ölçüde önlendiğini, hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini duyurdu. Koalisyon sözcüsü Turki al-Maliki, "Sivil hedeflere yönelik bu terör saldırılarını kınıyoruz. Gerekli karşılık verilecektir" dedi. Aramco'dan yapılan açıklamada ise tesislerdeki üretimin aksamadığı, piyasalara yeterli arzın sağlandığı ifade edildi.
Riyad'daki görgü tanıkları, kentin doğusunda bulunan Aramco tesislerinden yükselen dumanları gördüklerini ve kısa süreli panik yaşandığını aktardı. Suudi sivil savunma ekipleri, olay yerine sevk edildi. Başkentteki uluslararası havalimanı uçuşlarının bir süre durdurulduğu, daha sonra normale döndüğü bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu saldırı, Yemen iç savaşının başladığı 2014'ten bu yana Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik en kapsamlı füze ve İHA saldırılarından biri olarak kaydedildi. 2019'da Aramco'nun Abkayk ve Hurays tesislerine yapılan saldırı, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişe neden olmuştu. Bu kez saldırının ardından Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2'nin üzerinde artış gösterdi; ancak Suudi yetkililerin arzda kesinti olmadığını açıklamasıyla fiyatlar bir miktar geriledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayarak Suudi Arabistan'ın güvenliğine olan bağlılığını yineledi. İran ise saldırıyla doğrudan bağlantısı olduğu iddialarını reddetti. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, taraflara itidal çağrısında bulunarak, "Yemen halkı artık daha fazla acı çekemez. Siyasi çözüm tek yoldur" ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Husilerin füze ve İHA kapasitesinin son yıllarda İran'ın desteğiyle önemli ölçüde arttığını belirtiyor. Suudi Arabistan'ın Patriot hava savunma sistemlerinin bu tür saldırıları tamamen engelleyemediği görülüyor. Saldırılar, Yemen'deki ateşkes çabalarını da sekteye uğratabilir. Nisan 2022'de ilan edilen ve Ekim 2022'de sona eren ateşkesin ardından taraflar arasında kalıcı bir anlaşma sağlanamamıştı.
Yemen'de İnsani Durum ve Çözüm Arayışları
Yemen'de yedi yılı aşkın süredir devam eden çatışmalar, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. BM verilerine göre, ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Suudi Arabistan ve müttefikleri, Husilerin İran'dan silah ve finansman desteği aldığını savunurken, Tahran yönetimi Husilere silah sağladığı suçlamalarını reddediyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Suudi Arabistan'a yönelik silah satışlarını insan hakları ihlalleri gerekçesiyle kısıtlama yoluna gitti.
Bu son saldırı, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Suudi Arabistan'ın İran ile normalleşme görüşmeleri yürüttüğü bir dönemde meydana gelen saldırı, diplomatik çabaları zora sokabilir. Uzmanlar, Husilerin bu tür eylemlerle müzakere masasında elini güçlendirmeyi amaçladığını değerlendiriyor. Ancak saldırıların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisi ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirme riski göz ardı edilemez. Uluslararası toplumun, Yemen'de kapsayıcı bir siyasi çözüm için daha etkin bir diplomatik çaba göstermesi gerekiyor. Aksi halde, bu tür saldırıların daha geniş bir çatışmaya zemin hazırlaması kaçınılmaz olabilir.