Yemen'de İran destekli Husiler, ülkenin batı kesiminde Kızıldeniz kıyısında stratejik öneme sahip 5 bin 400 kilometrekarelik bir bölgeyi ele geçirdiklerini duyurdu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sari, yaptığı açıklamada, ele geçirilen alanın Babülmendeb Boğazı'na yakın stratejik noktaları kapsadığını belirtti. Bu gelişme, Yemen iç savaşında sahadaki dengeleri değiştirirken, küresel deniz ticareti açısından kritik bir geçiş noktası olan Babülmendeb'de gerilimi artırdı.
Husilerden Stratejik Hamle: 5.400 km²'lik Alanın Ele Geçirilmesi
Husilerin ele geçirdiği bölge, Yemen'in batı kıyısında, Kızıldeniz'e açılan kritik bir kapı konumunda. Babülmendeb Boğazı'na komşu olan bu alan, deniz trafiğinin kontrolü açısından büyük önem taşıyor. Husiler, son aylarda bölgede geniş çaplı askeri operasyonlar yürüterek hükümet güçlerini geri püskürtmüştü. Bu son hamleyle birlikte Husiler, Kızıldeniz kıyısındaki hakimiyetini önemli ölçüde genişletmiş oldu.
Yahya Sari, ele geçirilen bölgenin Suudi Arabistan sınırına yakın stratejik tepeleri ve liman tesislerini içerdiğini ifade etti. Husilerin bu başarısı, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine karşı yürüttükleri mücadelede önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Bölgedeki kaynaklar, Husilerin ele geçirdiği alanda askeri üsler kurmaya başladığını ve deniz trafiğini izlemek için gözlem noktaları oluşturduğunu aktarıyor.
ABD-İran Gerilimi ve Hürmüz Boğazı'ndaki Ticaret Felci
Husilerin bu hamlesi, ABD ile İran arasındaki artan gerilimle aynı döneme denk geldi. Son haftalarda Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerginlikler nedeniyle küresel deniz ticareti ciddi şekilde felç olmuş durumda. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve bölgedeki askeri varlığını artırması, Hürmüz'den geçen petrol tankerlerinin sayısında keskin bir düşüşe yol açtı. Bu durum, enerji piyasalarında dalgalanmalara neden olurken, alternatif güzergahlara olan ilgiyi artırdı.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın Babülmendeb Boğazı'nın önemini daha da artırdığını belirtiyor. Ancak Husilerin bölgedeki kontrolü genişletmesi, bu alternatif güzergahı da riskli hale getiriyor. Babülmendeb, dünya deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği bir nokta olarak biliniyor. Özellikle Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin can damarı olan bu boğaz, Husilerin eline geçmesi durumunda küresel tedarik zincirlerinde yeni krizlerin kapıda olduğunu gösteriyor.
Husilerin Deniz Trafiği Politikası: Suudi Gemileri Hariç Herkes Hedefte
Husiler, ele geçirdikleri bölgeden yaptıkları açıklamada, Babülmendeb'deki deniz trafiğine yönelik tutumlarını netleştirdi. Husilerin deniz kuvvetleri komutanı, Suudi Arabistan'a ait gemiler hariç tüm deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanacağını, ancak Suudi gemilerinin hedef alınmaya devam edeceğini bildirdi. Bu açıklama, bölgedeki ticari gemiler için belirsizlik yaratırken, sigorta şirketlerinin primleri artırmasına neden oldu.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), bölgedeki gemilere dikkatli olmaları yönünde uyarıda bulundu. Husilerin daha önce de Babülmendeb'de ticari gemilere yönelik saldırılar düzenlediği biliniyor. 2023 yılında Husilerin Kızıldeniz'de birçok gemiye füze ve insansız hava aracıyla saldırması, küresel ticaretin önemli bir kısmının Afrika'nın güneyine yönlendirilmesine yol açmıştı. Bu yeni ele geçirilen bölge, Husilerin bu tür saldırıları daha etkin bir şekilde gerçekleştirmesine olanak tanıyabilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Husilerin bu ilerleyişi, Yemen iç savaşında yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Husilerin bu kazanımını geri almak için operasyonlar düzenleyebilir. Ancak koalisyonun son yıllarda Yemen'deki etkinliği azalmış durumda. ABD'nin de bölgedeki askeri varlığı, İran ile yaşanan gerilim nedeniyle başka noktalara kaymış durumda. Bu durum, Husilerin daha rahat hareket etmesine zemin hazırlıyor.
Uluslararası toplum, Babülmendeb'deki istikrarsızlığın küresel ekonomiye etkileri konusunda endişeli. Dünya Bankası, Kızıldeniz'deki ticaretin aksamasının küresel GSYH'yi yüzde 0,5'e kadar düşürebileceği uyarısında bulunmuştu. Husilerin bu son hamlesi, bu riski daha da artırıyor. Avrupa Birliği ve Çin, bölgedeki ticari çıkarlarını korumak için yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalabilir.
Yemen'deki insani kriz ise derinleşmeye devam ediyor. Birleşmiş Milletler, ülkedeki 20 milyondan fazla insanın acil yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Husilerin ele geçirdiği bölgelerdeki sivillerin durumu ise belirsizliğini koruyor. Bölgeden kaçışların artması bekleniyor.
Sonuç olarak, Husilerin Yemen'in batısında 5 bin 400 kilometrekarelik alanı ele geçirmesi, sadece Yemen iç savaşını değil, küresel deniz ticaretini ve enerji güvenliğini de yakından etkileyecek bir gelişme. ABD-İran gerilimiyle zaten kırılgan olan bölgede, Babülmendeb Boğazı'ndaki bu yeni durum, önümüzdeki günlerde daha geniş çaplı bir çatışmanın fitilini ateşleyebilir. Uluslararası aktörlerin atacağı adımlar, hem Yemen'in geleceğini hem de küresel ticaretin seyrini belirleyecek.