ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun Hürmüz Boğazı'nı kontrol ettiği ve yaklaşan ABD donanmasına ait savaş gemilerini batıracağı yönündeki açıklamalarını reddetti. CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamada, İran'ın iddialarının gerçeği yansıtmadığı ve ABD donanmasının uluslararası sularda seyrüsefer özgürlüğü çerçevesinde hareket etmeye devam edeceği belirtildi. Açıklamada ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma yönündeki tehditlerinin bölgesel istikrarı tehlikeye attığı vurgulandı.
İran'dan gelen tehdit açıklamaları
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alirıza Tangsiri, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kendi kontrollerinde olduğunu ve bölgeye yaklaşan ABD savaş gemilerini batıracaklarını söylemişti. Tangsiri, ABD'nin bölgedeki varlığının kabul edilemez olduğunu ve İran'ın ulusal güvenliğini tehdit eden her türlü girişime karşılık vereceğini ifade etmişti. Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında son aylarda artan karşılıklı suçlamaların son halkası oldu.
ABD'den sert yanıt
CENTCOM Sözcüsü Yüzbaşı Bill Urban, yaptığı yazılı açıklamada, İran'ın iddialarının asılsız olduğunu ve ABD donanmasının Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerini uluslararası hukuka uygun şekilde sürdürdüğünü belirtti. Urban, "ABD kuvvetleri, uluslararası sularda ve hava sahasında seyrüsefer özgürlüğünü korumaya kararlıdır. İran'ın tehditleri, bölgesel istikrarı bozmaya yönelik boş söylemlerden ibarettir" dedi. Açıklamada, ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle iş birliği içinde hareket etmeye devam edeceği de kaydedildi.
Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlayan dar bir su yolu olup, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir geçiş noktasıdır. Boğaz, İran ile Umman arasında yer alır ve en dar noktasında genişliği yaklaşık 21 deniz milidir. Son yıllarda bölgede sık sık yaşanan gerginlikler, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açmıştı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak herhangi bir aksamanın petrol fiyatlarını önemli ölçüde artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Taraflar arasındaki gerilimin arka planı
ABD ile İran arasındaki gerginlik, 2018 yılında ABD'nin tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla başladı. O tarihten bu yana iki ülke arasında zaman zaman askeri çatışma riski ortaya çıktı. 2019 yılında İran, ABD'ye ait bir insansız hava aracını düşürmüş, ABD ise buna karşılık olarak İran'a yönelik siber saldırılar düzenlemişti. 2020 yılında ise ABD'nin Bağdat'ta İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle bölgede tansiyon zirveye çıkmıştı. Son dönemde ise İran'ın nükleer programını genişletmesi ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, Batı ile ilişkileri yeniden germiş durumda.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Hürmüz Boğazı'ndaki son gerilim, bölgedeki diğer ülkeler tarafından da yakından takip ediliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın boğazı kapatma tehdidini bölgesel güvenliklerine yönelik bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bu ülkeler, ABD ile birlikte boğazda ortak devriye faaliyetlerinde bulunuyor. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları da olası bir kesintiden endişe duyuyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), taraflara itidal çağrısında bulunarak, seyrüsefer özgürlüğünün korunması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, İran'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin tehditlerinin genellikle sembolik olduğunu ve doğrudan bir çatışmadan kaçındığını belirtiyor. Ancak yine de bu tür açıklamaların bölgede yanlış hesaplamalara yol açabileceği ve istenmeyen tırmanmalara neden olabileceği uyarısında bulunuyorlar. ABD'nin yanıtı ise, İran'ın bu tür tehditlerinin karşılıksız kalmayacağını gösteriyor. Hürmüz Boğazı'ndaki tansiyonun önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği, bölgesel ve küresel aktörlerin atacağı adımlara bağlı görünüyor.