ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun Hürmüz Boğazı'nı kontrol ettiği ve yaklaşan ABD donanmasına ait savaş gemilerini batıracağı yönündeki açıklamalarını reddetti. CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamada, İran'ın bu iddialarının gerçeği yansıtmadığı belirtilerek, ABD donanmasının uluslararası sularda seyir özgürlüğünü korumaya devam edeceği vurgulandı. Açıklamada ayrıca, ABD güçlerinin bölgedeki varlığının istikrarı sağlamaya yönelik olduğu ifade edildi.
İran'dan provokatif açıklamalar
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alirıza Tangsiri, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kontrol altında olduğunu ve bölgeye yaklaşan herhangi bir yabancı savaş gemisinin vurulacağını söylemişti. Tangsiri, "Hürmüz Boğazı bizim kontrolümüzde. ABD donanmasına ait gemilerin bölgeye yaklaşması durumunda gereken cevabı vereceğiz." ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklama, bölgede artan gerilimin son halkası olarak değerlendirildi.
İran'ın bu tehditkâr söylemi, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İran'a yönelik yaptırımları sürdürmesiyle aynı döneme denk geldi. Son haftalarda ABD donanmasına ait bir uçak gemisi grubunun Basra Körfezi'ne doğru hareket ettiği yönünde haberler çıkmıştı. CENTCOM, bu hareketliliğin rutin olduğunu ve önceden planlandığını belirtmişti.
Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan ve dünya petrol taşımacılığının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. Boğaz, en dar noktasında sadece 21 deniz mili genişliğe sahip. Bu özelliğiyle küresel enerji güvenliği açısından hayati önem taşıyor. İran, defalarca boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, ABD ise bu tür girişimlerin uluslararası hukuka aykırı olacağını ve gerekli karşılığın verileceğini açıklamıştı.
Son yıllarda Hürmüz Boğazı'nda zaman zaman İran Devrim Muhafızları'na ait hızlı botların ABD savaş gemilerine yaklaşması, insansız hava araçlarının uçurulması gibi provokatif eylemler yaşanmıştı. 2019 yılında İran, bir ABD insansız hava aracını düşürmüş, ABD ise buna karşılık olarak İran'a ait bir insansız hava aracını vurmuştu. Bu olaylar, bölgede tansiyonun ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne sermişti.
ABD'den seyir özgürlüğü vurgusu
CENTCOM'un son açıklaması, İran'ın iddialarına doğrudan bir yanıt niteliğinde. Açıklamada, "İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrol ettiği yönündeki iddialar asılsızdır. ABD donanması, uluslararası hukuk çerçevesinde seyir özgürlüğünü ve serbest ticareti korumaya kararlıdır. Bölgedeki varlığımız, müttefiklerimizle birlikte istikrarı ve güvenliği sağlamaya yöneliktir." denildi. Açıklamada ayrıca, İran'ın bu tür açıklamalarının bölgesel gerginliği artırmaktan başka bir amaca hizmet etmediği belirtildi.
ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri de son günlerde yaptıkları değerlendirmelerde, İran'ın boğazı kapatma veya gemilere saldırma kapasitesine sahip olmakla birlikte, bunun ciddi sonuçları olacağını dile getirmişti. Pentagon Sözcüsü, "İran'ın niyetini yakından takip ediyoruz. Her türlü senaryoya hazırız." demişti.
Uluslararası tepkiler ve olası sonuçlar
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, bölgesel ve küresel aktörler tarafından da yakından izleniyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, İran'ın tehditlerinin enerji arz güvenliğini riske attığını belirterek endişelerini dile getirdi. Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Çin ve Rusya ise ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasını eleştirdi.
Uzmanlar, İran'ın iç ekonomik sıkıntılar ve yaptırımlar nedeniyle dış politikada sert söylemlerle dikkat çekmeye çalıştığını, ancak doğrudan bir çatışmanın İran için yıkıcı olacağını değerlendiriyor. Öte yandan ABD'nin de seçim döneminde Orta Doğu'da yeni bir krize sıcak bakmadığı, ancak caydırıcılığı korumak için kararlı bir duruş sergilediği belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki son gelişmeler, bölgede yeni bir askeri çatışma riskini gündeme getirirken, diplomatik kanalların açık tutulması ve taraflar arasında doğrudan iletişim mekanizmalarının devreye sokulması olası bir krizin önlenmesi için kritik önem taşıyor. Uluslararası toplum, İran ve ABD'yi provokatif eylemlerden kaçınmaya ve diyalog yoluyla sorunları çözmeye davet ediyor.