Küresel enerji ve deniz ticaretinin iki kritik geçiş noktasında tansiyon tehlikeli bir şekilde yükseliyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda İran'a yönelik ablukayı kırmaya çalışan bir kargo gemisini vurduğunu açıkladı. Hemen ardından Yemen'deki İran destekli Husiler, Kızıldeniz'in güneyindeki Babu'l Mendeb Boğazı'nda bir ticari gemiye düzenledikleri saldırıda 7 sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Bu gelişmeler, bölgedeki gerilimi tırmandırırken uluslararası deniz ticaretini tehdit ediyor.
Hürmüz Boğazı'nda ABD Müdahalesi
CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, ABD Donanması'na ait savaş gemileri, Hürmüz Boğazı'nda İran'ın uyguladığı ablukayı ihlal etmeye çalışan bir kargo gemisini hedef aldı. Açıklamada, geminin İran tarafından desteklenen unsurlarca kaçırılmaya çalışıldığı ve uluslararası sularda seyir güvenliğini tehdit ettiği belirtildi. ABD güçleri, gemiyi durdurup arama yapmak istediklerini, ancak geminin bu uyarılara uymaması üzerine hassas bir operasyonla vurulduğunu kaydetti. Olayda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair henüz resmi bir bilgi paylaşılmadı.
İran ise ABD'nin bu hamlesini kınayarak, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestliğini kendi ulusal güvenliği açısından kırmızı çizgi olarak nitelendirdi. Tahran yönetimi, bölgeye ek askeri güç sevk edebileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, bu olayın Körfez bölgesinde büyük bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığına dikkat çekiyor.
Babü'l Mendeb'de Husi Saldırısı: 7 Sivil Öldü
Hemen ardından Yemen'den gelen haber ise tansiyonu daha da artırdı. İran destekli Husiler, Kızıldeniz'in güneyindeki Babu'l Mendeb Boğazı'nda seyreden sivil bir ticari gemiye füzelerle saldırdı. Saldırıda gemide bulunan 7 mürettebatın hayatını kaybettiği, en az 3 kişinin de yaralandığı bildirildi. Husiler tarafından yapılan açıklamada, geminin 'İsrail'e destek veren bir ülkeye ait olduğu' ve bu nedenle hedef alındığı belirtildi.
Bu saldırı, Husilerin son haftalarda Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti. Husiler, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına karşı olduklarını ve bu nedenle İsrail'e bağlı ya da İsrail ile ticaret yapan gemileri hedef aldıklarını açıklamıştı. Bu kapsamda birçok büyük denizcilik şirketi, güvenlik endişesiyle Kızıldeniz rotasından geçici olarak vazgeçmek zorunda kalmıştı.
Saldırı, küresel tedarik zincirlerinde yeni aksamalara yol açabilir. Süveyş Kanalı üzerinden yapılan Asya-Avrupa ticaretinin önemli bir bölümü Babu'l Mendeb üzerinden gerçekleşiyor. Uzmanlar, Husilerin saldırılarının sigorta primlerini artırdığını, navlun fiyatlarını yükselttiğini ve alternatif rota olan Ümit Burnu'na yönelişi hızlandırdığını belirtiyor. Bu da hem teslimat sürelerini uzatıyor hem de maliyetleri artırıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Etkiler
ABD ve İngiltere, Husilere yönelik askeri operasyonlar düzenlerken Avrupa Birliği de deniz güvenliği için yeni bir görev gücü oluşturma kararı almıştı. Ancak bu çabalar, Husi saldırılarını tamamen engelleyebilmiş değil. Son saldırının ardından İngiltere Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Husilere yönelik uluslararası baskının artırılması gerektiğini vurguladı. Öte yandan Çin ve Rusya, bölgedeki gerginliğin artmasından endişe duyduklarını belirterek taraflara itidal çağrısında bulundu.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki müdahalesi ise petrol fiyatlarında ani bir yükselişe neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı kısa süre içinde yüzde 2'den fazla artarak 85 doların üzerine çıktı. Küresel enerji piyasaları, özellikle İran'ın Hürmüz'ü tamamen kapatması ihtimaline karşı tetikte. İran, daha önce de bu boğazı kapatabileceği tehdidini defalarca dile getirmişti.
Bağımsız Değerlendirme
Bu iki gelişme, stratejik su yollarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Hürmüz ve Babu'l Mendeb, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin ve küresel konteyner ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği hayati noktalar. ABD'nin İran'ı hedef alan operasyonları ile Husilerin misilleme saldırıları, bölgesel bir çatışmanın eşiğinde olunduğuna dair ciddi sinyaller veriyor. Uluslararası toplumun bu gerilimi düşürmek için acil diplomatik girişimlerde bulunması şart. Aksi halde küresel ekonomi, yeni bir enerji ve tedarik krizi ile karşı karşıya kalabilir.