ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İran'da yeni bir halk ayaklanması çıkmasını beklediklerine dair sözleriyle uluslararası kamuoyunda bomba etkisi yarattı. Huckabee'nin 28 Şubat'ta ABD/İsrail koalisyonunun başlattığı saldırıların ardından yaptığı açıklama, bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. İran yönetimi henüz resmi bir yanıt vermedi; ancak ülke içindeki güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildiriliyor.
Huckabee'nin skandal ifadeleri
Mike Huckabee, katıldığı bir programda İran halkının mevcut yönetime karşı harekete geçebileceğini ima etti. "Orada büyük bir hoşnutsuzluk var. Yakında sokaklarda yeni bir dalga görebiliriz" diyen Huckabee, ABD'nin bu tür bir hareketi destekleyip desteklemeyeceği sorusuna ise kaçamak yanıt verdi. Huckabee'nin bu sözleri, "provokasyon" olarak nitelendirildi. İran Devrim Muhafızları'na yakın kaynaklar, açıklamayı "psikolojik savaş" olarak değerlendirdi.
ABD/İsrail koalisyonu, 28 Şubat'ta İran'ın nükleer tesislerine ve askeri üslerine yönelik geniş kapsamlı saldırılar düzenlemişti. Saldırılar öncesinde de İran'da protesto çağrıları yapılmış, sosyal medyada ayaklanma provokasyonları yürütülmüştü. Tahran yönetimi, o dönemde "dış mihrakların kışkırtması" suçlamasında bulunmuştu.
İran'da durum: Ayaklanma beklentisi gerçekçi mi?
İran, son yıllarda ekonomik kriz, yaptırımlar ve pandemi sonrası artan enflasyonla boğuşuyor. 2022'de Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan protestolar ülke çapına yayılmıştı. Ancak rejim, bu protestoları sert şekilde bastırdı. Uzmanlara göre, şu an İran'da yeni bir ayaklanma ihtimali düşük; çünkü güvenlik güçleri çok daha organize ve muhalefet dağınık. Yine de Huckabee'nin açıklamaları, ABD'nin İran'da rejim değişikliği hedefinden vazgeçmediğini gösteriyor.
Bölge analistleri, bu tür açıklamaların İran'ın iç işlerine müdahale anlamına geldiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. Ayrıca, ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin doğrudan İran'ın iç dinamikleri hakkında konuşması, diplomatik teamüllere de aykırı.
28 Şubat saldırıları ve öncesi
28 Şubat'ta ABD ve İsrail, İran'a yönelik ortak hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda İran'ın nükleer tesisleri vuruldu. İran, saldırılara misilleme olarak bölgedeki ABD üslerine füze attı. Çatışmalar kısa sürede geniş bir bölgesel krize dönüştü. Saldırılar öncesinde ABD yönetimi, İran halkına "özgürlük" çağrıları yapmış, sosyal medya üzerinden ayaklanma provokasyonları yürütmüştü. İran, bu girişimlerin başarısız olduğunu ve halkın büyük çoğunluğunun dış müdahaleye karşı olduğunu savunmuştu.
Huckabee'nin son açıklaması, o dönemdeki provokasyonların bir devamı niteliğinde. Açıklamanın zamanlaması da dikkat çekici: Saldırıların üzerinden henüz bir ay geçmemişken yeni bir ayaklanma sinyali verilmesi, İran'ı köşeye sıkıştırma ve iç karışıklık yaratma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Uluslararası tepkiler ve olası sonuçlar
Rusya ve Çin, Huckabee'nin sözlerini kınadı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, "ABD'nin İran'da kaos çıkarma girişimleri kabul edilemez" açıklaması yaptı. Çin ise "dış müdahale bölgeyi daha da istikrarsızlaştırır" uyarısında bulundu. Avrupa Birliği'nden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Türkiye, konuya temkinli yaklaşıyor. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, "Bölgede istikrarın korunması önceliğimiz" mesajı verdi. Ancak Huckabee'nin sözleri, Türkiye'de de endişeyle karşılandı. Uzmanlar, İran'da çıkabilecek bir ayaklanmanın bölgesel kaosa ve mülteci akınına yol açabileceğini belirtiyor.
İran, Huckabee'nin açıklamalarına sert bir karşılık vermeye hazırlanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin hadsiz açıklamaları, İran milletinin iradesini etkileyemez" dedi. Tahran yönetimi, Birleşmiş Milletler'e başvurarak ABD'nin müdahale girişimlerini şikayet etmeyi planlıyor.
Bağımsız değerlendirme
Huckabee'nin açıklaması, ABD'nin İran politikasının hâlâ rejim değişikliği ekseninde olduğunu gösteriyor. Ancak İran'da halkın büyük bir kısmı, dış müdahaleye karşı olduğu gibi mevcut yönetime de mesafeli. Bu nedenle, "halk ayaklanması" beklentisi gerçekçi görünmüyor. Aksine, bu tür açıklamalar İran yönetiminin elini güçlendiriyor; çünkü halkı "dış tehdit" söylemiyle mobilize edebiliyor. ABD'nin İsrail Büyükelçisi üzerinden yürüttüğü bu söylem, bölgesel barışı tehlikeye atıyor ve diplomatik nezakete sığmıyor. Uluslararası toplumun, İran'ın iç işlerine karışılmasına karşı net bir tavır alması gerekiyor.