ABD ile İran arasında son günlerde artan karşılıklı saldırılar, Orta Doğu'da gerilimi yeniden tırmanma noktasına getirdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın 'Ateşkes bitti, bu gece çok ağır vuracağız' sözleriyle başlayan kriz, Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji ticaretini tehdit ediyor. Uzmanlar, Hürmüz'ün bir süredir baypas edilmeye çalışıldığını, fakat yeni altyapıların tam anlamıyla devreye girmediğini belirtiyor.
Trump'tan İran'a flaş uyarı
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran ile varılan gayriresmî ateşkesin sona erdiğini duyurdu. 'Bu gece çok ağır vuracağız' ifadelerini kullanan Trump, İran'a yönelik yeni bir askerî operasyonun sinyalini verdi. Açıklamanın ardından bölgedeki ABD savaş gemilerinin hareketliliği dikkat çekti.
Hürmüz Boğazı'nda baypas planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor. Ancak son yıllarda İran'ın sürekli tehditleri nedeniyle alternatif güzergâhlar gündeme gelmişti. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, Basra Körfezi'ni Hint Okyanusu'na bağlayan kara ve boru hattı projelerini hızlandırdı. Bu hafta, bu projelerden biri olan Habshan-Fujairah boru hattının kapasite artırımı duyuruldu. Ancak uzmanlar, mevcut durumda Hürmüz'ü tamamen baypas edebilecek alternatif bir ulaşım ağının henüz bulunmadığını vurguluyor.
Bölgesel gerilim ve küresel yansımalar
İran ise Trump'ın tehditlerine karşılık, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini yineledi. İran Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, 'Bizim için boğaz ya hep açıktır ya da tamamen kapalıdır' dedi. Bu açıklamalar, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3'ün üzerinde artış gösterdi.
Diplomatik çabalar sürüyor
Öte yandan, Katar ve Irak gibi bölge ülkeleri, taraflar arasında diyalog kurulması için arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırdı. Birleşmiş Milletler ise tüm taraflara itidal çağrısında bulundu. Bu gelişmeler ışığında, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin küresel enerji arz güvenliği üzerinde ciddi etkileri olabileceği değerlendiriliyor. Bağımsız analistler, askerî müdahale ihtimalinin düşük olmasına karşın, psikolojik savaş ve gerilim diplomasisinin önümüzdeki günlerde daha da artabileceğini öngörüyor.