Türkiye'de otomobil pazarındaki tercihler değişiyor. 2020'den bu yana trafiğe kayıtlı otomobiller arasında dizel ve LPG'li araçların payı gerilerken, benzinli, hibrit ve elektrikli araçların oranı yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, elektrikli otomobil sayısı 2018'de 2 bin 797 iken 2024 itibarıyla 445 bin 939'a ulaştı. Bu, yalnızca 6 yılda 159 katlık bir artış anlamına geliyor.
Dizel ve LPG düşüşte
2020'de trafiğe kayıtlı otomobillerin yüzde 38,5'i dizel, yüzde 34,7'si benzinli, yüzde 12,3'ü LPG'liydi. 2024'te ise dizel oranı yüzde 33,8'e, LPG oranı yüzde 10,8'e geriledi. Buna karşılık benzinli araçların payı yüzde 38,7'ye, hibritlerin payı yüzde 4,2'ye çıktı. Elektrikli araçlar henüz düşük bir paya sahip olsa da (yüzde 1,7), artış hızı dikkat çekiyor.
Hibrit ve elektrikli araç talebi
2024 yılında satılan yeni otomobillerin yüzde 16'sı hibrit, yüzde 9'u elektrikli oldu. Benzinli araçlar yüzde 66 ile en çok tercih edilen yakıt türü olurken, dizel yüzde 5, LPG yüzde 3'te kaldı. Uzmanlar, yakıt fiyatları ve çevre bilincinin artmasıyla hibrit ve elektrikli araç talebinin önümüzdeki yıllarda daha da artacağını öngörüyor.
Şarj altyapısı genişliyor
Elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasında şarj altyapısının rolü büyük. Türkiye'de hızlı şarj istasyonu sayısı 2024 sonu itibarıyla 5 bini aştı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, 2025 yılı sonuna kadar bu sayının 10 bine ulaşması hedefleniyor. Artan istasyon sayısı, tüketicilerin elektrikli araç satın alırken yaşadığı menzil endişesini azaltıyor.
Devlet teşvikleri etkili oluyor
Hükümetin elektrikli araçlara yönelik ÖTV indirimi ve diğer teşvikleri de bu dönüşümü hızlandırıyor. 2024 yılında yürürlüğe giren düzenlemeyle, motor gücü 160 kW'ı aşmayan elektrikli araçlarda ÖTV oranı yüzde 10'a düşürüldü. Bu indirim, fiyatları daha cazip hale getirerek talebi artırdı. Sektör temsilcileri, teşviklerin devam etmesi halinde 2030'da her 3 yeni araçtan birinin elektrikli olabileceğini belirtiyor.
Türkiye otomotiv sektörü, hibrit ve elektrikli araçlara yönelik bu dönüşümle birlikte hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de enerji bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor. Bununla birlikte, ikinci el piyasasında dizel araçların değer kaybı ve batarya geri dönüşümü gibi yeni zorluklar da ortaya çıkıyor.