Türkiye'de finansal davranışlarda cinsiyet farkı belirginleşiyor: ING Türkiye ve NielsenIQ iş birliğiyle yapılan araştırma, kadınların daha çok birikim yaptığını, erkeklerin ise borçlanma eğiliminde olduğunu ortaya koydu. Araştırma, hane içindeki para yönetiminin cinsiyete göre nasıl şekillendiğini gösteriyor.
Araştırmanın çarpıcı sonuçları
ING Türkiye'nin gerçekleştirdiği çalışmaya göre, kadınların %40'ı düzenli olarak tasarruf yaparken, bu oran erkeklerde yalnızca %25. Buna karşılık erkeklerin %35'i kredi kartı borcu veya tüketici kredisi gibi borçlara sahipken, kadınlarda bu oran %20'de kalıyor. Araştırma, 18-65 yaş arası 2.500 kişiyle yüz yüze görüşülerek hazırlandı.
Neden böyle?
Uzmanlara göre bu farkın birçok nedeni var. Kadınların genellikle ev bütçesini yönetme sorumluluğunu üstlenmesi, geleceğe yönelik endişeleri ve çocukların eğitim masrafları için birikim yapma ihtiyacı bu tabloda etkili. Erkekler ise toplumsal beklentiler nedeniyle daha fazla harcama yapmak zorunda kalabiliyor; araba, teknoloji ürünleri gibi prestijli tüketim kalemleri erkeklerin öncelikleri arasında yer alıyor.
Ekonomist Dr. Ayşe Yılmaz konuyla ilgili şunları söylüyor: "Kadınların finansal okuryazarlık düzeyi arttıkça birikim oranları da artıyor. Ancak erkeklerin risk alma iştahı daha yüksek; bu da borçlanma oranlarına yansıyor. Pandemi sonrası dönemde özellikle genç erkeklerde kripto para gibi volatil yatırım araçlarına yönelim dikkat çekiyor."
Toplumsal cinsiyet ve finansal eşitlik
Bu araştırma, Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının düşük olmasına rağmen, hane içinde finansal yükü daha fazla çektiğini gösteriyor. Kadınların tasarruf alışkanlıkları, ailelerin ekonomik istikrarında kritik rol oynuyor. Ancak erkeklerin borçlanma eğilimi, hane halkı borçluluk oranlarını artırarak ekonominin genelini etkileyebiliyor.
Finansal okuryazarlık alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının verilerine göre, kadınların yatırım kararlarına katılımı arttıkça, ailelerin toplam servet birikimi de artıyor. Bu nedenle uzmanlar, cinsiyet eşitliğini sağlamanın yalnızca sosyal bir mesele değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğunu vurguluyor.
Sonuç ve öneriler
Araştırma sonuçları, bireysel düzeyde finansal planlamanın yanı sıra toplumsal düzeyde de politika yapıcılara önemli mesajlar veriyor. Kadınların iş gücüne katılımının artırılması, finansal eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve borçlanma kültürünün dönüştürülmesi gerektiği ifade ediliyor.
ING Türkiye yetkilileri, bu araştırmanın finansal içerilemeyi artırmak için yürütülen projelere ışık tutacağını belirtiyor. Kadınların ve erkeklerin finansal davranışlarını anlamak, daha sağlıklı bir toplum ekonomisi için atılacak adımların temelini oluşturuyor.