Türkiye'de milyonlarca kişinin yaşadığı büyükşehirler, kayıtlı nüfus verilerine göre sıralamada geriye düştü. İçişleri Bakanlığı'nın Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verileri üzerinde yapılan bir analiz, herkesin nüfusa kayıtlı olduğu ile dönmesi durumunda İstanbul'un nüfusunun yaklaşık 8 milyon azalacağını ve Konya'nın en kalabalık il haline geleceğini gösteriyor.
İstanbul'un nüfusu yarıya düşüyor
Mevcut durumda yaklaşık 15,5 milyon kişinin yaşadığı İstanbul, kayıtlı nüfusta 7,5 milyon civarında. 8 milyon kişi İstanbul'da yaşıyor olmasına rağmen başka illerde kayıtlı. Bu kişilerin memleketlerine dönmesi halinde İstanbul nüfusu 7,5 milyona geriliyor ve ilk üçte bile yer alamıyor.
Benzer bir durum Ankara için de geçerli. Başkentte 5,6 milyon kişi yaşıyor ancak kayıtlı nüfus 4,5 milyon. 1 milyondan fazla kişi başka illerin nüfusuna kayıtlı. Herkes memleketine dönse Ankara nüfusu 4,5 milyon oluyor ve sıralamada alt sıralara düşüyor.
Konya yeni zirveye çıkıyor
Analizde en çarpıcı sonuç Konya için ortaya çıkıyor. Konya'nın kayıtlı nüfusu yaklaşık 4,4 milyon iken fiili nüfusu 2,3 milyon. Yani 2,1 milyon kişi Konya nüfusuna kayıtlı olmasına rağmen başka illerde yaşıyor. Bu kişilerin tamamı döndüğünde Konya nüfusu 4,4 milyona ulaşıyor ve Türkiye'nin en kalabalık ili oluyor.
Konya'yı sırasıyla Şanlıurfa (3,1 milyon), Diyarbakır (2,8 milyon) ve Gaziantep (2,7 milyon) takip ediyor. İstanbul ise 7,5 milyonla beşinci sıraya düşüyor.
Göç hareketleri ve siyasi yansımaları
Bu veriler, Türkiye'deki iç göç hareketlerinin büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle 1950'lerden itibaren hızlanan kırdan kente göç, büyük şehirlerde nüfus yoğunluğuna yol açarken, insanların memleketleriyle bağlarını koparmadığını gösteriyor.
Siyasi açıdan bakıldığında, milletvekili dağılımı ve belediye bütçeleri fiili nüfusa göre belirlendiği için, kayıtlı nüfusun yüksek olduğu iller daha fazla temsil ve kaynak alıyor. Bu durum, göç alan iller ile göç veren iller arasında bir dengesizlik yaratıyor. Örneğin, İstanbul fiilen 15,5 milyon kişiye hizmet götürmek zorunda olmasına rağmen, kayıtlı nüfus 7,5 milyon olduğu için merkezi bütçeden daha az pay alıyor.
Uzmanlar, bu tablonun özellikle yerel yönetimlerin planlamasında dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Fiili nüfus ile kayıtlı nüfus arasındaki fark, sağlık, eğitim ve altyapı yatırımlarında yanıltıcı olabiliyor. Örneğin, bir ilde 100 bin kişi yaşıyor ama nüfusa kayıtlı 200 bin kişi varsa, o ilin ihtiyaçları olduğundan fazla görünüyor. Tersine, 10 milyon kişinin yaşadığı ama 5 milyon kayıtlı nüfusu olan bir il, yeterli kaynağı alamıyor.
Sonuç olarak, herkes memleketine dönse Türkiye'nin demografik haritası tamamen değişecek. Bu senaryo gerçekleşmese de, mevcut eşitsizliklerin giderilmesi için adımlar atılması gerektiği ortada. Özellikle büyükşehir belediyelerinin bütçe ve hizmet planlamasında fiili nüfusun dikkate alınması, daha adil bir dağılım sağlayabilir.