Kentsel dönüşüm çalışmaları nedeniyle inşaat malzemeleri yüzünden evine güçlükle giren bir vatandaş, tekerlekli sandalye kullanan arkadaşının refakatçisi olmadığı için belediye otobüsüne alınmadığını söyledi. ‘Biz sadece hastalanınca evden çıkan insan değiliz’ diyerek tepki gösteren vatandaş, ulaşımda yaşanan ayrımcılığa dikkat çekti. Olay, İstanbul’un kentsel dönüşüm bölgelerinden birinde meydana geldi.
Otobüse alınmayan engelli birey: Refakatçi şartı sorun yaratıyor
Tekerlekli sandalye kullanan B.K., bir arkadaşıyla birlikte hastane randevusu için otobüs durağına gitti. Ancak refakatçisi olmadığı gerekçesiyle otobüs şoförü tarafından araca alınmadı. Şoförün ‘Her gün yanımızda insan taşıyamayız’ dediği iddia edildi. Olayı anlatan arkadaşı A.Y., ‘B.K. yalnız başına hareket edemiyor, ben de onunla birlikteydim. Şoför “Refakatçiniz yoksa binemezsiniz” dedi. Oysa refakatçi olarak ben vardım, ama görmezden gelindi. Bu açıkça ayrımcılık’ ifadelerini kullandı.
Erişim sorunları kentsel dönüşümle derinleşiyor
Kentsel dönüşüm alanında yaşayan A.Y., sadece ulaşımda değil, günlük hayatın her alanında engellerle karşılaştıklarını belirtti. ‘İnşaat malzemeleri kaldırımları işgal ediyor, tekerlekli sandalye ile geçmek neredeyse imkansız. Evimin önü moloz yığınlarıyla dolu. Bu durum sadece engelliler için değil, yaşlılar ve bebek arabalı aileler için de büyük sorun’ dedi. Türkiye’de engelli bireylerin toplu taşımaya erişimi yasalarla güvence altına alınmış olsa da uygulamada sıkıntılar devam ediyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, şehir içi otobüslerin yaklaşık %85’i engelli erişimine uygun ancak eğitim eksikliği ve denetimsizlik sorunları sürüyor.
Uzmanlar: Farkındalık eğitimleri şart
Sosyolog Dr. Elif K., toplu taşıma çalışanlarının engelli bireylerle iletişim ve yardım konusunda eğitilmesi gerektiğini vurguluyor: ‘Engellilik sadece fiziksel bir durum değil, aynı zamanda toplumsal bir engeldir. Şoförlerin tutumu, yasal düzenlemelerin ne kadar uygulandığını gösteriyor. Herkesin eşit ulaşım hakkı var, bu temel bir insan hakkıdır.’ A.Y. ise yetkililere seslenerek, ‘Kentsel dönüşüm yapılırken engellilerin de ihtiyaçları düşünülmeli. Otobüslerde refakatçi şartı kaldırılmalı, tüm araçlar erişilebilir hale getirilmeli. Biz sadece hastalanınca evden çıkmıyoruz, herkes gibi günlük hayatın bir parçasıyız’ dedi.
Bu olay, engelli bireylerin kentsel yaşamda karşılaştığı görünmez duvarları bir kez daha gözler önüne serdi. Oysa sürdürülebilir bir şehir yaşamı, herkesin eşit erişimini garanti altına almayı gerektirir. Yasal düzenlemelerin uygulamaya dökülmesi ve toplumsal farkındalığın artması, bu sorunun çözümünde kritik önem taşıyor.