Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası (İTO), son dönemde hekimlere karşı açılan ve yüksek meblağlara ulaşan tazminat davaları ile ceza yargılamaları hakkında ortak bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, tedavi süreçlerinde komplikasyonların kaçınılmaz olabileceği vurgulanarak, hekimlerin yaşadığı bu hukuki süreçlerin 'bireysel sorumluluğa indirgenemeyeceği' ifade edildi. Sağlık sistemindeki eksik personel ve altyapı sorunlarının da bu davalarda göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekildi.
Komplikasyonlar ve Hukuki Süreçler
Açıklamada, tıbbi uygulamalar sırasında öngörülemeyen komplikasyonların yaşanabileceği ve bunun tıp mesleğinin doğası gereği kabul edilmesi gerektiği belirtildi. Hekimlerin, gerekli özeni gösterdikleri halde ortaya çıkan olumsuz sonuçlardan dolayı adeta 'suçlu' gibi yargılandığını ifade eden TTB ve İTO, bu durumun hekimler üzerinde yıldırıcı bir etki yarattığını ve tıbbi hizmetlerin kalitesini düşürdüğünü savundu. Açıklamada, 'Hekimlerimiz, bilimsel verilere ve mesleki etik kurallara uygun hareket ettiklerinde bile tazminat davalarıyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu durum, savunmacı tıbbın yaygınlaşmasına ve gereksiz tetkiklerin artmasına neden oluyor' denildi.
Bireysel Sorumluluk Tartışması
TTB ve İTO, medikolegal süreçlerde hekimlerin yalnızca bireysel olarak sorumlu tutulmasının hukuken ve etik olarak doğru olmadığını vurguladı. Açıklamada, 'Tedavi sürecinde yaşanan aksaklıkların tek sorumlusu hekim değildir. Sağlık sistemindeki yapısal sorunlar, eksik personel, artan iş yükü ve altyapı yetersizlikleri de bu süreçlerde belirleyici olmaktadır. Bu nedenle, yaşanan olumsuzluklar bireysel sorumluluğa indirgenemez' ifadelerine yer verildi. Hekimlerin güvence altına alınması gerektiğini belirten açıklamada, yasal düzenlemelerin bu gerçekler göz önünde bulundurularak yapılması çağrısında bulunuldu.
Yargı Kararları ve Meslek Örgütlerinin Tepkisi
Son yıllarda hekimlere karşı açılan tazminat davalarında rekor miktarlara ulaşan kararlar, meslek örgütlerinin tepkisini çekiyor. Özellikle cerrahi girişimler sonrası gelişen komplikasyonlarda hekimlerin ağır kusurlu bulunmasına yönelik kararlar, tıp camiasında endişe yaratıyor. TTB ve İTO, bu tür davaların hekimlerin tedavi güvenliğini tehlikeye attığını ve sağlık çalışanlarının mesleki bağımsızlığını zedelediğini savunuyor. Açıklamada, benzer hukuki süreçlerin dünya genelinde nasıl yönetildiğine de değinilerek, 'Uluslararası uygulamalarda hekimlerin mesleki riskleri sigorta kapsamında değerlendirilmekte ve tazminatlar makul seviyelerde tutulmaktadır. Türkiye'de ise hekimler adeta yalnız bırakılmaktadır' denildi.
Çözüm Önerileri ve Beklentiler
Meslek örgütleri, hekimlerin maruz kaldığı bu hukuki yükün azaltılması için somut adımların atılmasını istiyor. Bu kapsamda; hekimlere yönelik mesleki sorumluluk sigortasının zorunlu hale getirilmesi, tıbbi malpraktis davalarında bilirkişilerin bağımsız ve alanında uzman kişilerden oluşturulması, dava süreçlerinde hekimlerin yasal destek almasının kolaylaştırılması ve sağlık kurumlarının da bu süreçlerde sorumluluk taşıması gibi talepler öne çıkıyor. TTB ve İTO, bu konuda yasal düzenlemelerin acilen yapılması gerektiğini belirterek, aksi takdirde hekim göçünün hızlanacağı ve sağlık sisteminin daha da sıkıntıya gireceği uyarısında bulundu.
Bu süreçte hekimlerin haklarını savunmak amacıyla hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini açıklayan meslek örgütleri, kamuoyunun da bu konuda duyarlı olmasını beklediklerini ifade etti. Hekimlerin, toplumun sağlığı için fedakarca çalıştığını hatırlatan TTB ve İTO, adil bir hukuki süreç işletilerek hekimlerin mesleki onurunun korunması gerektiğinin altını çizdi. Sağlıkta şiddet olaylarının ve hekime yönelik tazminat davalarının artması, sağlık çalışanlarının motivasyonunu olumsuz etkiliyor. Bu durum, toplum sağlığını tehdit eden bir boyuta ulaşmadan gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşıyor. Hekimlerin güven içinde çalışabilmesi, nitelikli sağlık hizmetinin sürdürülebilmesinin ön koşuludur.