Konya'da 'kırmızılı kadın' olarak bilinen, hayat hikayesiyle belgesellere ve dizilere konu olan Sultan Özcan (74), dün akşam saatlerinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Bir süredir sağlık sorunları yaşayan Özcan, özellikle kırmızı renkli kıyafetleri ve mücadele dolu yaşamıyla tanınıyordu. Ölüm haberi ailesi ve sevenleri arasında üzüntüyle karşılandı.
Yaşam mücadelesi ve toplumsal etkisi
Sultan Özcan, yoksulluk ve kadın olmanın zorluklarıyla geçen hayatında, eşi tarafından terk edildikten sonra üç çocuğunu tek başına büyütmüştü. Geçimini sağlamak için yıllarca sokaklarda mendil satan Özcan, kırmızı renkli kıyafetleriyle dikkat çekti ve bu yönüyle 'kırmızılı kadın' lakabını aldı. Onun hikayesi, yerel bir belgesel yapımcısının dikkatini çekti ve 2015 yılında çekilen bir belgeselle geniş kitlelere ulaştı.
Belgeseller ve dizilerdeki yansıması
Belgeselin ardından, Özcan'ın yaşamı bir dizi projesine de ilham kaynağı oldu. 2019'da yayınlanan 'Kırmızılı Kadın' dizisi, onun mücadelesini ekrana taşıdı ve birçok ödül kazandı. Dizinin ardından Sultan Özcan, hem Türkiye'de hem de yurt dışında tanınan bir isim haline geldi. Ancak şöhret onu değiştirmedi; mütevazı yaşamına devam etti ve kendisiyle ilgili yapılan yayınlardan elde edilen gelirleri ihtiyaç sahiplerine bağışladı.
Son yıllarda sağlık sorunları nedeniyle birkaç kez hastaneye kaldırılan Özcan, tedavi sürecinde de pes etmemişti. Doktorları, onun yaşama sevincine ve direncine hayran kalmıştı. Ancak dün itibarıyla çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.
Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında değerlendirme
Sultan Özcan'ın hikayesi, Türkiye'de kadınların karşılaştığı zorlukları ve bu zorluklara rağmen ayakta kalma mücadelesini simgeliyor. Onun yaşamı, yalnızca bireysel bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği, yoksullukla mücadele ve kadın hakları gibi önemli konuların da altını çiziyor. Özcan'ın vefatı, bu konuların yeniden tartışılmasına vesile olabilir. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılımı ve sosyal güvencesizlik gibi sorunlar halen güncelliğini korurken, Özcan'ın hikayesi bir kez daha hatırlatıyor ki, bireysel mücadeleler toplumsal farkındalığın artmasına katkıda bulunabilir.