Tarım ve Orman Bakanlığı, amatör ve ticari su ürünleri avcılığını düzenleyen tebliğlerde kapsamlı değişiklikler yaptı. Resmi Gazete'de yayımlanan yeni düzenlemeye göre, 15 yaşını dolduranlara veli veya vasisinin yazılı onayıyla Amatör Balıkçı Belgesi verilebilecek. Ticari avcılıkta ise hamsi avına saat sınırlaması getirilirken, istavrit avcılığına kota uygulaması başlatıldı. Karar, balıkçılık sektöründe ve amatör balıkçılar arasında geniş yankı uyandırdı.
Amatör Balıkçılıkta Yeni Dönem: 15 Yaş ve Veli Onayı
Yeni tebliğ ile amatör balıkçılık yapmak isteyen 15 yaşını doldurmuş bireyler, veli veya vasisinden yazılı onay alarak Amatör Balıkçı Belgesi'ne sahip olabilecek. Daha önce 18 yaş sınırı bulunan belge için yaş şartının düşürülmesi, gençlerin balıkçılığa teşviki olarak yorumlandı. Bakanlık yetkilileri, bu düzenlemenin denetim ve kayıt altına alma amacı taşıdığını belirtti. Amatör balıkçılar, belge alarak avlanma kurallarına uyum sağlayacak ve sürdürülebilir balıkçılığa katkı sunacak.
Ayrıca, amatör avcılıkta kullanılabilecek av araçları ve yöntemleri de yeniden tanımlandı. Özellikle nesli tehlike altındaki türlerin korunması için bazı bölgelerde av yasakları genişletildi. Bu değişikliklerin, balık stoklarının korunması ve gelecek nesillere aktarılması hedefiyle uyumlu olduğu ifade ediliyor.
Ticari Avcılıkta Saat Sınırlaması ve Kota Uygulaması
Ticari balıkçılığı doğrudan ilgilendiren düzenlemeler kapsamında, hamsi avına saat sınırlaması getirildi. Buna göre, hamsi avcılığı belirli saat aralıklarında yapılabilecek. Bu uygulamanın, aşırı avlanmanın önüne geçmek ve balıkçıların daha verimli avlanmasını sağlamak amacıyla hayata geçirildiği belirtiliyor. Öte yandan, istavrit avcılığına da kota getirildi. Kota miktarları, balık stoklarının durumuna göre belirlenecek ve sezon boyunca güncellenebilecek.
Balıkçı esnafı, kota ve saat sınırlamasının geçim kaynaklarını olumsuz etkileyebileceği endişesini dile getirirken, uzmanlar aksi yönde görüş bildiriyor. Deniz bilimciler, aşırı avlanmanın uzun vadede balık popülasyonlarını tükettiğini ve bu tür önlemlerin ekosistem dengesi için elzem olduğunu vurguluyor. Bakanlık, uygulamanın bilimsel verilere dayandığını ve balıkçılık sektörünün sürdürülebilirliğini güvence altına almayı amaçladığını açıkladı.
Balıkçılık Sektöründe Sürdürülebilirlik ve Denetim
Yeni tebliğ, aynı zamanda denetim mekanizmalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Sahil güvenlik ve tarım il müdürlükleri, avlanma faaliyetlerini daha sıkı takip edecek. Kaçak avcılıkla mücadele için cezai yaptırımların artırıldığı, tebliğe aykırı hareket edenlere idari para cezası uygulanacağı bildirildi. Balıkçı barınaklarında ve limanlarda denetimlerin artırılacağı, avlanan ürünlerin belgelenmesi zorunluluğu getirileceği ifade edildi.
Ayrıca, su ürünleri avcılığında kullanılan ağ göz açıklıkları ve av araçlarına yönelik standartlar da yeniden düzenlendi. Bu sayede, yavru balıkların avlanmasının önlenmesi ve stokların korunması hedefleniyor. Sektör temsilcileri, yeni kuralların uygulanması sürecinde geçiş dönemi kolaylıkları talep ediyor.
Arka Plan: Azalan Balık Stokları ve Yönetim Arayışı
Türkiye sularında balık stokları, aşırı avlanma, kirlilik ve iklim değişikliği nedeniyle son yıllarda ciddi baskı altında. Özellikle hamsi ve istavrit, en çok avlanan türler arasında yer alıyor. Bilimsel raporlar, Karadeniz'deki hamsi popülasyonunun azaldığını ve avlanma baskısının sürdürülebilir seviyelerin üzerinde olduğunu gösteriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, bu tabloyu tersine çevirmek için av sezonu düzenlemeleri, kota ve saat sınırlamaları gibi önlemleri devreye alıyor.
Önceki yıllarda da benzer kısıtlamalar gündeme gelmiş ancak uygulamada denetim yetersizliği nedeniyle etkili olamamıştı. Bu kez, denetim altyapısının güçlendirildiği ve balıkçıların eğitilerek bilinçlendirileceği belirtiliyor. Ayrıca, su ürünleri kooperatifleriyle iş birliği yapılarak avlanma verilerinin düzenli toplanması planlanıyor. Bu veriler, gelecek sezonlar için kota ve sınırlamaların belirlenmesinde kullanılacak.
Uzmanlar, alınan önlemlerin etkili olabilmesi için balıkçıların karar süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor. Katılımcı yönetim modeli, hem ekosistemin korunmasına hem de balıkçıların geçim kaynaklarının sürdürülebilirliğine katkı sağlayabilir. Yeni tebliğin, sektörde uzun vadeli bir dönüşümün başlangıcı olup olmayacağı ise önümüzdeki aylarda uygulamadaki sonuçlara bağlı görünüyor.