İstanbul'da korkunç bir aile içi şiddet olayı yaşandı. 7 aylık hamile Ekram Hassam (26), eşi Ferdi Solak'ın (30) şiddetinden kaçmaya çalışırken oturdukları evin balkonundan düşerek hayatını kaybetti. Olayda, genç kadının 3 yaşındaki kızının da balkondan atılmaya çalışıldığı öğrenilirken, Ferdi Solak polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Yaşanan trajedi, aile içi şiddetin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Korkunç Anların Ayrıntıları
Olay, dün gece saatlerinde İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, Ferdi Solak ile Ekram Hassam arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede şiddete dönüştü. Solak'ın eşine saldırması üzerine genç kadın çaresizce balkona kaçtı. Ancak dengesini kaybeden Hassam, 3. kattaki evin balkonundan aşağı düştü. Ağır yaralanan Ekram Hassam, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Hastaneye kaldırılan genç kadın, doktorların tüm çabalarına rağmen hayatını kaybetti. Bebek de annesiyle birlikte yaşamını yitirdi.
Olayın ardından balkonda bulunan Ferdi Solak, 3 yaşındaki kızını da balkondan atmaya çalıştı. Küçük kızın son anda komşular tarafından kurtarıldığı öğrenildi. Çocuğun ifadesine başvurulurken, Solak olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, ifadesinin alınmasının ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.
Aile İçi Şiddetin Gölgesinde
Bu acı olay, Türkiye'de kadına yönelik şiddetin ne kadar yaygın ve ölümcül boyutlara ulaştığını bir kez daha gösterdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında Türkiye'de 353 kadın erkek şiddeti sonucu hayatını kaybetti. Bu sayı, her yıl artan kadın cinayetlerinin bir göstergesi. Uzmanlar, şiddet mağduru kadınların acil olarak koruma altına alınması ve şiddet döngüsünün kırılması için daha etkili önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.
Ekram Hassam'ın ölümü, yalnızca bir ailenin değil, toplumun vicdanını da derinden yaraladı. Olay, sadece bir balkondan düşüş olarak değil, bir kadının şiddete dayanamayıp sığındığı son noktada bile canının yanması olarak değerlendiriliyor. Bu tür olayların önlenmesi için yasal düzenlemelerin yanı sıra toplumsal farkındalığın artırılması gerekiyor. Kadınların şiddet anında başvurabilecekleri mekanizmalar hakkında bilgilendirilmesi ve sığınma evlerinin kapasitelerinin artırılması büyük önem taşıyor.
Bu acı kayıp, hepimize bir kez daha hatırlatıyor ki; şiddet hiçbir zaman kabul edilemez ve herkesin güvenli bir yaşam hakkı vardır. Yetkililerin bu konudaki duyarlılığı ve adalet arayışı, benzer trajedilerin yaşanmaması için en büyük temennimiz.