İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya hesabından 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yaptığı paylaşımla ilgili olarak tutuklu bulunan eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki hakkında 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' suçundan 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenledi. İddianame, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve Mahruki'nin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.
İddianamenin Detayları
İddianamede, Mahruki'nin 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından sosyal medya platformu Twitter (şimdiki adıyla X) üzerinden yaptığı paylaşımların, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ve toplumsal kutuplaşmayı artırdığı öne sürüldü. Savcılık, söz konusu paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamını aştığını ve suç teşkil ettiğini değerlendirdi. Mahruki'nin savunmasında ise paylaşımlarının eleştiri niteliğinde olduğu ve herhangi bir kışkırtma amacı taşımadığı ifade ediliyor.
Tutukluluk hali devam eden Mahruki, yaklaşık iki yıldır cezaevinde bulunuyor. Bu süre içinde hakkında yürütülen soruşturma kapsamında çeşitli tanıklar dinlendi, dijital materyaller incelendi ve bilirkişi raporları alındı. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte süreç yargı aşamasına taşınmış oldu. Savcılık, Mahruki'nin suçlu bulunması halinde 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası almasını talep ediyor.
Olayın Geçmişi ve Toplumsal Bağlam
Nasuh Mahruki, 1994 yılında kurduğu AKUT Arama Kurtarma Derneği ile Türkiye'de afet ve acil durumlardaki başarılı çalışmalarıyla tanınmış bir isim. 2000 yılında Everest Dağı'nın zirvesine tırmanarak ilk Türk olma unvanını elde etmiş, dağcılık ve arama kurtarma alanlarındaki çalışmalarıyla kamuoyunun takdirini kazanmıştı. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ve sonrasında sosyal medyada yaptığı yorumlar, bazı kesimlerce 'hükümete muhalefet' olarak yorumlandı, bazı kesimlerce ise 'demokratik tepki' olarak görüldü.
Mahruki'nin tutuklanması, ifade özgürlüğü ve toplumsal olayların eleştirisi bağlamında tartışmalara yol açtı. Bazı hukukçular ve sivil toplum örgütleri, Mahruki'nin yalnızca bir görüş belirttiğini ve bu kapsamda tutuklanmasının ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu savundu. Diğer taraftan, hükümete yakın çevreler, sosyal medya paylaşımlarının toplumda infial yarattığını ve bu nedenle suç oluşturduğunu öne sürdü. Mahruki hakkındaki bu dava, Türkiye'de sosyal medya kullanımının yasal sınırları ve eleştiri hakkının kapsamı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Savunma ekibi, Mahruki'nin düşünce özgürlüğü çerçevesinde hareket ettiğini ve herhangi bir şiddet çağrısı ya da nefret söylemi içeren ifade kullanmadığını belirterek beraatını talep ediyor. Ayrıca, tutukluluğunun devam etmesinin de orantısız olduğu görüşünde. Mahkemede yapılacak savunmalar ve sunulacak deliller, Mahruki'nin geleceğini belirleyecek. Türkiye ve dünya kamuoyunun takip ettiği dava, ifade özgürlüğü ile toplumsal barış arasındaki denge açısından önemli bir sınav olacak.
Bu gelişme, Türkiye'de sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan davaların sayısındaki artışı da gözler önüne seriyor. Özellikle 15 Temmuz sonrası dönemde, bu tür paylaşımlar nedeniyle birçok kişi gözaltına alındı ve yargılandı. Mahruki'nin davası, bu süreçte sembolik bir önem taşıyor. Son dönemde yaşanan gelişmeler, ifade özgürlüğü ve sosyal medya düzenlemeleri konusundaki tartışmaların devam edeceğini gösteriyor.