Hamas, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus ve Tulkerim kentlerinde iki caminin İsrailliler tarafından ateşe verilmesini 'sistematik faşist bir suç' olarak değerlendirdi. Saldırılarda ölen ya da yaralanan olmazken, camilerde maddi hasar oluştu. Hamas, bu eylemlerin Filistin halkına yönelik daha geniş bir saldırganlık politikasının parçası olduğunu belirtti.
Saldırıların Detayları
Olaylar, Pazartesi gecesi Nablus kırsalındaki bir cami ile Tulkerim'deki bir caminin kundaklanmasıyla meydana geldi. Görgü tanıkları, maskeli kişilerin camilere benzin dökerek ateşe verdiğini, ardından hızla bölgeden uzaklaştığını aktardı. İtfaiye ekipleri yangınları söndürmek için çalışma başlatırken, Filistin yönetimi olayı kınadı.
Hamas'tan Sert Tepki
Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, yazılı açıklamasında, 'Bu faşist eylemler, işgalcinin Filistin topraklarını Yahudileştirme ve kutsal değerlerimizi hedef alma planının bir parçasıdır' dedi. Kasım, uluslararası toplumu İsrail'i bu tür saldırıları durdurmaya zorlamaya çağırdı. Açıklamada, 'Bu suçlar cezasız kalmamalı, işgalciler hesap vermelidir' ifadesine yer verildi.
Uluslararası Tepkiler
Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, saldırıyı kınayarak 'dini mekanlara saygı gösterilmesi gerektiğini' vurguladı. Avrupa Birliği de olaydan duyduğu endişeyi dile getirirken, ABD Dışişleri Bakanlığı 'şiddeti kışkırtan her türlü eylemi kınadıklarını' açıkladı. Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, saldırıyı 'terör eylemi' olarak nitelendirirken, güvenlik güçlerine faillerin yakalanması talimatı verildi.
Bölgesel Bağlam
Batı Şeria'da son yıllarda artan Yahudi yerleşimci şiddeti, bölgede tansiyonun yükselmesine neden oluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024'te yerleşimci saldırılarında önemli artış yaşandı. Filistinlilere ait evler, tarım arazileri ve dini yapılar sık sık hedef alınıyor. Uluslararası hukuka göre, devlet dışı aktörlerin dahi dini mekanlara saygı göstermesi gerekmektedir.
Bu tür saldırılar, bölgedeki barış çabalarını baltalarken, taraflar arasındaki güvensizliği derinleştiriyor. Bağımsız değerlendirmeler, sivil hedeflere yönelik bu tür eylemlerin uluslararası hukuk ihlali olduğunu ve faillerin yargı önüne çıkarılması gerektiğini ortaya koyuyor.