İran'da dini lider Ali Hamaney'in, ABD ile imzalanan nükleer mutabakatın ardından sarf ettiği 'Prensip olarak farklı düşünüyordum' ifadesi, ülke yönetiminde beklenmedik bir krize yol açtı. Tahran'da siyasi parti liderlerinden devlet kurumlarına kadar geniş bir yelpazede görüş ayrılıklarının derinleştiği belirtiliyor. Söz konusu açıklama, Hamaney'in yıllardır ABD'ye karşı sert söylemiyle bilinen çizgisini sorgulatan bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Mutabakat Sonrası Çatlak Büyüyor
İran ile ABD arasında Kasım 2024'te varılan mutabakat, Tahran yönetiminde iki kutuplu bir tartışmayı beraberinde getirdi. Hamaney'in 'prensip olarak' vurgusu, muhafazakar kanatta hayal kırıklığı yaratırken, reformistler ise bu ifadeyi bir 'açılım sinyali' olarak yorumluyor. Devlet televizyonu ve resmi ajanslarda yer alan haberlerde, Hamaney'in danışmanları arasında bile bu söylem üzerinde uzlaşma sağlanamadığı ifade ediliyor. Özellikle yargı ve ordu gibi kilit kurumlarda, mutabakatın uygulanmasına yönelik farklı yaklaşımlar dikkat çekiyor.
Siyasi Kanatta Derin Görüş Ayrılıkları
İran Meclisi'ndeki muhafazakar milletvekilleri, Hamaney'in sözlerini 'geçici bir taktik hamle' olarak tanımlarken, reformist kanat 'tarihi bir fırsat' olarak nitelendiriyor. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, yaptığı yazılı açıklamada, 'Ülkenin çıkarları doğrultusunda prensiplerimizden taviz vermeden ilerlemeliyiz' diyerek ılımlı bir tavır sergiledi. Öte yandan, Devrim Muhafızları'na yakın kaynaklar, mutabakatın ulusal güvenliği zedelediği yönünde raporlar hazırladı. Siyasi analistlere göre, bu çatlak İran'ın 2025 yılında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine de yansıyabilir.
İran'da son on yılda yaşanan protesto dalgaları ve ekonomik kriz, halkın nükleer müzakerelere bakışını da etkiledi. Tahran Üniversitesi'nden Prof. Dr. Muhammed Rıza Tayyip, 'Hamaney'in ifadesi, toplumda ABD ile yapıcı diyaloğa açık bir kesim olduğunu gösteriyor. Ancak bu kesim, muhafazakar çevrelerce 'Batı yanlısı' olarak etiketleniyor' değerlendirmesinde bulundu. Ekonomik yaptırımların hafifletilmesi umuduyla mutabakata olumlu bakan iş dünyası temsilcileri ise belirsizlikten şikayetçi.
ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat metni, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması karşılığında yaptırımların aşamalı olarak kaldırılmasını öngörüyor. Hamaney'in açıklaması, müzakereler sırasında kendisinin de bazı maddelere itiraz ettiğini ancak sonuçta anlaşmayı onayladığını ortaya koydu. Bu durum, İran'daki siyasi yapının gerçekte ne kadar merkezi olduğu konusunda soru işaretleri doğuruyor. Bağımsız gazeteci ve uzmanlara göre, Hamaney'in bu sözü aslında mevcut yönetim içinde bir restleşmeyi de gün yüzüne çıkardı. Önümüzdeki dönemde İran'ın bir yandan ABD ile ilişkilerini normalleştirme, diğer yandan iç siyasi dengeleri koruma gibi karmaşık bir süreçle karşı karşıya olduğu değerlendiriliyor.