İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülkesinin 2015 yılında P5+1 ülkeleriyle imzaladığı nükleer mutabakat zaptı hakkında başından beri farklı bir görüşe sahip olduğunu açıkladı. Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşan Hamaney, söz konusu anlaşmaya dair çekincelerini ilk kez bu kadar net bir dille ifade etti. Hamaney'in bu çıkışı, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası müzakerelerin yeniden başladığı bir döneme denk gelmesi açısından dikkatle değerlendiriliyor.
Hamaney'in mutabakata bakışı
Ayetullah Hamaney, konuşmasında "Mutabakat zaptı hakkında farklı bir görüşe sahiptim" diyerek, anlaşma metninin hazırlık sürecinde kendisinin de dahil olduğu bazı çevrelerin endişelerini dile getirdiğini belirtti. İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin kısıtlamalar getiren anlaşmanın, ülkenin ulusal çıkarlarına tam anlamıyla hizmet etmediğini ima eden Hamaney, müzakereler sırasında daha katı bir tutum izlenmesi gerektiğini savunduğunu söyledi. Bu ifadeler, özellikle ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin ardından İran'ın nükleer programını hızlandırdığı bir süreçte geldi.
Anlaşmanın arka planı ve mevcut durum
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlandırması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan tek taraflı çekilmesiyle denge bozuldu. İran, anlaşmanın diğer taraflarının yaptırımları hafifletme taahhüdünü yerine getirmediğini öne sürerek nükleer faaliyetlerini artırdı. Hamaney'in son itirafı, İran yönetimi içinde anlaşmaya yönelik süregelen bir güvensizlik olduğunu gözler önüne seriyor.
Müzakerelere yansıması
Hamaney'in açıklamaları, Viyana'da süren nükleer müzakerelerin yeniden canlandırılması çabalarını da etkileyebilir. İran'ın en üst düzey karar alıcısı konumundaki Hamaney'in bu çıkışı, müzakerelerde İranlı diplomatların elini zayıflatabileceği gibi, daha sert bir pozisyon almalarına da yol açabilir. Analistler, Hamaney'in sözlerinin, muhafazakâr kanadın anlaşmaya karşı duruşunu pekiştireceğini ve yeni bir mutabakatın sağlanmasını zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, yönetiminin nükleer görüşmelerde esneklikten yana olduğunu ancak ulusal çıkarların korunmasında kararlı olduklarını vurguluyor. Hamaney'in son sözleri, yürütme organı ile dini liderlik arasında mutabakat zaptına dair bir görüş ayrılığı olduğunu da dolaylı olarak ortaya koyuyor. Ancak İran siyasetinde dini liderin son sözü söylediği düşünüldüğünde, bu ayrılığın pratikte bir değişiklik yaratması beklenmiyor.
Uluslararası tepkiler
Hamaney'in açıklamalarına henüz resmi bir yanıt gelmezken, Batılı diplomatlar İran'ın anlaşmaya bağlılığının sorgulanmasından endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusunda ciddi müzakereler yürütülürken bu tür ifadeler güven iklimine zarar veriyor" denildi. Avrupa Birliği ise Hamaney'in sözlerinin müzakerelere olumsuz yansımaması için taraflara itidal çağrısında bulundu.
İran'ın nükleer programı ve mutabakat zaptına ilişkin tartışmalar, Tahran'ın uluslararası toplumla ilişkilerinde kritik bir dönemeç oluşturuyor. Hamaney'in itirafı, hem iç siyasette hem de dış politikada yeni bir tartışma başlatmış durumda. Önümüzdeki günlerde bu açıklamanın müzakerelere ve İran'ın nükleer politikasına yansımaları daha net görülebilecek.
Bu gelişme, İran'ın nükleer anlaşmaya bakışının sanıldığı kadar homojen olmadığını ve ülke içinde derin görüş ayrılıkları bulunduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Hamaney'in mutabakat zaptına dair farklı görüşe sahip olduğunu açıklaması, müzakerelerin sonucuna dair belirsizliği arttırırken, bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor.