İran İslam Cumhuriyeti'nin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülkesi ile Amerika Birleşik Devletleri arasında varılan mutabakatı, taşıdığı çekincelere rağmen onayladığını açıkladı. Hamaney, resmi internet sitesinden yayımlanan yazılı açıklamada, ileride yüz yüze gerçekleştirilecek müzakerelerin, ABD'nin görüşlerinin kabul edileceği anlamına gelmediğini vurguladı. İran liderinin bu açıklaması, Tahran yönetiminin uzun süredir devam eden nükleer müzakerelerdeki tutumuna ilişkin önemli ipuçları veriyor. Hamaney, mutabakatın onaylanmasına rağmen ABD'ye duyulan güvensizliğin devam ettiğini ve İran'ın ulusal çıkarlarını her koşulda koruyacağını belirtti.
Mutabakatın ayrıntıları ve çekinceler
Hamaney, mutabakatın içeriğine ilişkin spesifik bilgi vermekten kaçınırken, sürecin başından beri ABD'nin vaatlerine şüpheyle yaklaştığını ifade etti. İran lideri, 'ABD ile yapılan anlaşmalar genellikle tek taraflı yorumlara ve ihlallere maruz kalıyor. Bu nedenle İran, kendi kırmızı çizgilerini koruyarak hareket etmelidir' dedi. Hamaney'in çekinceleri arasında, ABD'nin yaptırımları kaldırma taahhüdünün yeterince güvence altına alınmaması ve anlaşmanın İran'ın savunma kabiliyetini sınırlama potansiyeli yer alıyor.
Mutabakat, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir seviyede sınırlandırmasını, karşılığında ABD ve Avrupa Birliği'nin ekonomik yaptırımları kademeli olarak kaldırmasını öngörüyor. Ancak Hamaney, yaptırımların kaldırılmasının geri dönülemez ve doğrulanabilir olması gerektiğini, aksi takdirde anlaşmanın İran için bir kazanım değil kayıp olacağını sözlerine ekledi.
Gelecekteki müzakereler ve İran'ın stratejisi
Hamaney, önümüzdeki dönemde ABD'li yetkililerle yapılacak yüz yüze müzakerelerin, İran'ın çıkarlarını maksimize etmek için bir fırsat olduğunu ancak bu görüşmelerin bir teslimiyet süreci olarak algılanmaması gerektiğini söyledi. 'Müzakereler, ABD'nin isteklerine boyun eğmek demek değildir. İran heyeti, ülkemizin egemenlik haklarını ve ulusal güvenliğini korumak için müzakere masasında güçlü duracaktır' ifadelerini kullandı.
İran'ın nükleer programı, ülkenin en önemli stratejik önceliklerinden biri olmaya devam ediyor. Hamaney, uluslararası toplumun İran'ın barışçıl nükleer enerji kullanma hakkını tanıması gerektiğini, herhangi bir anlaşmanın bu temel prensibi ihlal etmemesi gerektiğini vurguladı. İran lideri ayrıca, müzakerelerde elde edilecek her türlü kazanımın İran devletinin ve halkının yararına olması gerektiğini, aksi takdirde anlaşmayı iptal etme hakkını saklı tuttuğunu belirtti.
Analistler, Hamaney'in bu açıklamalarını, hem İran içindeki muhafazakar kesime hem de uluslararası kamuoyuna yönelik bir mesaj olarak yorumluyor. İran lideri, bir yandan anlaşmaya destek vererek diplomatik sürecin devamını sağlarken, diğer yandan çekincelerini dile getirerek ABD'ye ve iç muhalefete 'kırmızı çizgileri' hatırlatıyor. Bu denge politikası, İran'ın müzakere stratejisinin temelini oluşturuyor.
İran ile ABD arasındaki nükleer müzakereler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) ardından başlayan sürecin devamı niteliğinde. ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulaması, İran'ı nükleer faaliyetlerini hızlandırmaya itmişti. Şimdi taraflar, yeni bir mutabakat zemininde uzlaşmaya çalışıyor. Hamaney'in onayı, bu sürecin en kritik adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.