Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Haluk Levent'in eski şoförü İlker Çetin, emniyette verdiği ifadesinde önemli iddialarda bulundu. Çetin, Levent'in kendisinin ve diğer çalışanların banka hesaplarını kullanarak para transferleri yaptığını, bu transferlerin dernek kayıtlarına işlenmediğini söyledi.
Soruşturma detayları
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Haluk Levent ve aralarında eski şoför İlker Çetin'in de bulunduğu 8 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin, Ahbap Derneği'ne bağış adı altında toplanan paraları kendi hesaplarına aktardıkları iddia ediliyor. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Haluk Levent, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılırken, İlker Çetin ve diğer 6 şüpheli tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.
İfadede çelişkiler
İlker Çetin'in ifadesinde, para transferlerinin Haluk Levent tarafından talimatla yapıldığını ve kendisinin sadece talimatları uyguladığını belirttiği öğrenildi. Ancak Levent'in avukatı, müvekkilinin tüm transferlerin dernek hesapları üzerinden yapıldığını, kişisel hesapların kullanılmadığını savundu. İki ifade arasındaki çelişki, soruşturmanın seyrini etkileyecek gibi görünüyor.
Ahbap Derneği'nin tepkisi
Ahbap Derneği yönetimi, soruşturma sürecinin başından beri şeffaflık ilkesiyle hareket ettiklerini ve tüm bağışların kayıt altına alındığını açıkladı. Dernek yetkilileri, suçlamaların asılsız olduğunu ve yargı önünde hesap vermeye hazır olduklarını belirtti. Ayrıca, Haluk Levent'in dernek başkanlığı görevine devam edeceği, ancak yasal süreç tamamlanana kadar bazı yetkilerinin geçici olarak kısıtlanabileceği ifade edildi.
Geçmişteki benzer iddialar
Ahbap Derneği, özellikle 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası yaptığı yardım faaliyetleriyle tanınmıştı. Ancak dernek hakkında daha önce de bağışların şeffaf olmadığı yönünde eleştiriler gelmişti. Bu kez adli boyuta taşınan iddialar, derneğin itibarını sarsarken, hayır kurumlarının denetimi konusunu yeniden gündeme taşıdı.
Uzmanlar, bu tür davaların Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının bağış toplama ve harcama süreçlerinde daha sıkı denetim mekanizmaları oluşturulmasına yol açabileceğini belirtiyor.