Haluk Levent'in 2017 yılında kurduğu Ahbap Derneği'nde usulsüzlük yapıldığı iddiası üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, ünlü sanatçının şahsi borçlarını dernek üzerinden ödediği ve bir avukatla çapraz para trafiği gerçekleştirdiği öne sürülüyor. İddialar, derneğin mali kayıtlarının incelenmesiyle ortaya çıktı. Soruşturma, sivil toplum kuruluşlarının şeffaflığı ve denetimi konusunu yeniden gündeme getirdi.
İddiaların Ayrıntıları
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan bir ihbar üzerine başlatılan soruşturmada, Haluk Levent'in Ahbap Derneği hesabından kişisel borçlarını ödediği iddia ediliyor. İddiaya göre, Levent, bir avukat aracılığıyla dernek parasını kendi şahsi hesaplarına aktardı ve bu paralarla borçlarını kapattı. Çapraz para trafiği olarak tanımlanan yöntemde, dernekten avukata, avukattan da Levent'e para transferi yapıldığı belirtiliyor. Soruşturma kapsamında, derneğin 2017-2023 yılları arasındaki tüm mali hareketleri inceleniyor. Savcılık, dijital verilerin yanı sıra banka kayıtlarına da el koydu.
Ahbap Derneği'nin Geçmişi ve Denetim Tartışmaları
Ahbap Derneği, Haluk Levent tarafından 2017 yılında deprem, sel gibi afetlerde yardım toplamak ve sosyal projeler yürütmek amacıyla kuruldu. Dernek, özellikle 2020 İzmir depremi ve 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında büyük bağış kampanyaları düzenledi. Ancak, son dönemde derneğin mali hesaplarıyla ilgili çeşitli iddialar ortaya atıldı. Sivil toplum kuruluşlarının denetimi konusunda Türkiye'deki yasal boşluklar, Ahbap Derneği örneğinde tekrar tartışmaya açıldı. Uzmanlar, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin her dernek için zorunlu olması gerektiğini vurguluyor.
Bu arada, Haluk Levent'in avukatı konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak, iddiaların asılsız olduğunu ve müvekkilinin yıllardır iftiralarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Avukat, derneğin tüm hesaplarının bağımsız denetimden geçtiğini ve hiçbir usulsüzlük bulunmadığını savundu. Ancak soruşturmayı yürüten savcılık, delillerin henüz tam olarak toplanmadığını ve sürecin devam ettiğini duyurdu.
Bağımsız bir perspektiften bakıldığında, sivil toplum kuruluşlarının kamuoyu güveni için şeffaflıklarının sağlanması kritik önem taşıyor. Ahbap Derneği örneğinde olduğu gibi, afet dönemlerinde toplanan fonların doğru kullanılıp kullanılmadığı sorgulanırken, yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığı görülüyor. Bu tür iddialar, hem derneğin itibarını hem de bağışçı güvenini zedeleyebilir. Soruşturmanın sonucu, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının denetim mekanizmalarına ilişkin önemli bir emsal teşkil edebilir.