İsrail merkezli Haaretz gazetesi, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria'daki arkeolojik alanların yönetimini tamamen sivil bir otoriteye devretme planıyla, Filistin topraklarının kültürel miras üzerinden adım adım ilhak edilmesinin önünü açtığını yazdı. Gazeteye göre bu plan, uluslararası hukuku ihlal ederken bölgedeki tansiyonu da artırıyor.
Planın detayları
Haaretz'in haberine göre, İsrail Savunma Bakanlığı'na bağlı Sivil Yönetim Birimi'nin yetkisindeki arkeolojik kazı ve koruma çalışmaları, Kültür Bakanlığı'na bağlı bir kuruma devredilecek. Bu kurumun başına ise eski bir üst düzey askeri yetkilinin getirilmesi planlanıyor. Netanyahu hükümeti, bu değişikliğin "arkeolojik mirasın daha etkin korunması" amacı taşıdığını savunsa da Haaretz, bunun Batı Şeria'nın fiilen ilhakına yönelik bir adım olduğunu belirtiyor. İsrail, 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da yüzlerce arkeolojik alanı kontrol ediyor. Bu alanların yönetiminin sivil bir kuruma devredilmesi, İsrail'in bölge üzerindeki iddiasını kalıcı hale getirme çabası olarak yorumlanıyor.
Uluslararası tepkiler
Filistin yönetimi ve birçok uluslararası kuruluş, İsrail'in Batı Şeria'daki arkeolojik faaliyetlerini toprak ilhakının bir aracı olarak nitelendiriyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), işgal altındaki topraklarda yürütülen arkeolojik kazıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu defalarca vurguladı. Avrupa Birliği de benzer şekilde, İsrail'in bu tür adımlarının iki devletli çözümü baltaladığını ifade ediyor. Öte yandan, İsrail'deki bazı akademisyenler, arkeolojinin siyasallaşmasının bilimsel çalışmaları olumsuz etkilediğini belirtiyor. Tel Aviv Üniversitesi'nden bir arkeolog, "Arkeoloji, geçmişi anlamak için bir araç olmalı; bugünün siyasi hesaplarına alet edilmemeli" dedi.
Bağlam ve değerlendirme
Netanyahu hükümeti, Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletme politikasını sürdürürken, arkeolojiyi de bu politikanın bir parçası haline getiriyor. Haaretz'in haberine göre, sivil otoriteye devredilecek arkeolojik alanların büyük kısmı, Filistin nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde bulunuyor. Bu durum, Filistinlilerin kendi kültürel miraslarına erişimini kısıtlarken, İsrail'in bölgedeki kontrolünü pekiştiriyor. Uzmanlar, bu planın uluslararası toplum tarafından tanınmayan bir ilhakın ön adımı olduğunu savunuyor. İsrail'in bu hamlesi, özellikle ABD yönetiminin Ortadoğu politikalarındaki belirsizliklerle birlikte, bölgede yeni bir gerilim dalgasına yol açabilir. Arkeolojinin siyasi bir silah olarak kullanılması, hem bilimsel etik hem de barış süreci açısından kaygı verici bir gelişme olarak öne çıkıyor.