Gümüşhane'nin Karadere Vadisi'nde, Limak Holding bünyesindeki Altınordu firmasının derin sondaj çalışmalarına başlaması yöre halkı ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisine yol açtı. Karadere Vadisi Yaylaları ve Yaban Hayatı Koruma Derneği Başkanı Şener Şengün, çalışmaların herhangi bir izin alınmadan yürütüldüğünü belirterek, 'Yapılanlar hukuk dışıdır' dedi. Bölge, doğal güzellikleri ve yaban hayatıyla bilinirken, sondaj faaliyetlerinin çevreye zarar vereceği endişesi yaşanıyor.
Şengün: İzin alınmamış
Şener Şengün, yaptığı açıklamada, Altınordu firmasının gerekli çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu ve işletme izni olmadan sondaj yaptığını iddia etti. Şengün, 'Firma, resmi makamlardan herhangi bir onay almadan gelip burada sondaj faaliyetlerine başladı. Bu durum hem yasalara aykırı hem de bölgenin ekosistemi için büyük bir tehdit oluşturuyor' ifadelerini kullandı. Dernek başkanı, yetkililere seslenerek çalışmaların durdurulmasını talep etti.
Çevresel endişeler
Karadere Vadisi, zengin biyolojik çeşitliliği ve yaylalarıyla tanınıyor. Bölgede ayı, kurt, vaşak gibi yaban hayvanları yaşıyor. Sondaj çalışmalarının su kaynaklarını kirletebileceği, toprak yapısını bozabileceği ve yaban hayatını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Yöre sakinleri, daha önce de benzer maden arama çalışmalarının bölgeye zarar verdiğini hatırlatarak, yetkilileri duyarlı olmaya çağırıyor. Konuyla ilgili Gümüşhane Valiliği'nden henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Hukuki süreç başladı
Şengün, dernek olarak konuyu yargıya taşıyacaklarını duyurdu. 'Hukuka aykırı bu girişime karşı dava açacağız. Çevre kanunları ve Anayasa'nın yaşam hakkına ilişkin maddeleri bu tür faaliyetleri düzenlemektedir. Hiçbir şirket, doğayı talan ederek kâr edemez' dedi. Ayrıca, imza kampanyası başlatılacağını ve kamuoyu baskısı oluşturulacağını ifade etti.
Bağlam: Madencilik tartışmaları
Gümüşhane, maden yatakları açısından zengin bir bölge olmasına rağmen, çevrecilerle madenciler arasında sık sık gerilim yaşanıyor. Daha önceki yıllarda da benzer sondaj ve işletme projeleri tepki çekmişti. Uzmanlar, Türkiye'de madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerinin yeterince denetlenmediğini ve yerel halkın katılımının sınırlı olduğunu belirtiyor. Bu olay, doğal alanların korunması ile ekonomik kalkınma arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme taşıdı.