Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de Tunceli'de ortadan kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir ayrıntı gün yüzüne çıktı. Gözaltına alınan dönemin Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman'ın, Gülistan Doku kaybolmadan bir gün önce, 4 Ocak 2020'de, Sonel adlı kişiye 'kule bilgilerini' gönderdiği tespit edildi. Bu bilgi, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek nitelikte bir delil olarak değerlendiriliyor. Olay, hem yerel hem de ulusal kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı; zira Gülistan Doku'nun kayboluşunun ardından geçen süreye rağmen faili meçhul kalmıştı.
Kule Bilgileri Nedir, Ne Anlama Geliyor?
Kule bilgileri, GSM operatörlerinin baz istasyonları aracılığıyla bir cep telefonunun hangi bölgede sinyal verdiğini gösteren kayıtlardır. Bu kayıtlar, bir kişinin belirli bir tarih ve saat aralığında hangi baz istasyonundan sinyal aldığını ortaya koyar. Soruşturma dosyasına göre, Ali Kahraman'ın 4 Ocak 2020'de Sonel'e ilettiği bu bilgiler, Gülistan Doku'nun kaybolmadan önceki son konumuna dair kritik ipuçları içeriyor olabilir. Kule bilgilerinin, bir gün sonra kaybolan bir kişiyle ilgili olarak önceden talep edilmesi ve paylaşılması, soruşturmadaki olası bir bilinçli yönlendirme veya delil karartma şüphesini güçlendiriyor.
Soruşturmanın Seyri ve Gözaltılar
Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman gözaltına alındı. Kahraman'ın, kaybolma olayından önce kule bilgilerini Sonel'e göndermesi, soruşturmayı yürüten savcılığın dikkatini çekti. İddiaya göre, bu paylaşım, olayın aydınlatılmasını engellemeye yönelik bir adım olabilir. Soruşturma dosyasında, kule bilgilerinin yanı sıra başka iletişim kayıtları ve tanık ifadeleri de yer alıyor. Ali Kahraman'ın ifadesi ve savunması ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.
Olayın geçmişine bakıldığında, Gülistan Doku 5 Ocak 2020'de Tunceli'de arkadaşlarıyla birlikteyken ortadan kayboldu. Ailesi ve yakınları, o günden bu yana kızlarının bulunması için mücadele veriyor. Soruşturma sürecinde birçok kez yeni deliller ortaya çıktı ancak somut bir sonuca ulaşılamadı. Kule bilgilerinin ortaya çıkması, dosyanın kilit noktalarından biri olarak görülüyor. Hukukçular, bu tür bilgilerin normal şartlarda ancak mahkeme kararıyla ve soruşturmanın ilerleyen aşamalarında talep edilebileceğini belirtiyor. Dolayısıyla, kaybolmadan bir gün önce böyle bir bilginin bir jandarma yetkilisi tarafından üçüncü bir kişiye gönderilmesi, usulsüz bir işlem olarak değerlendiriliyor.
Kamuoyu ve Hukuki Boyut
Kule bilgilerinin paylaşılması, yalnızca soruşturmanın seyrini değil, aynı zamanda kamu güvenliği ve adalete olan inancı da etkiliyor. Gözaltına alınan Ali Kahraman'ın, görevini kötüye kullandığı iddiasıyla yargılanması bekleniyor. Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılığı, konuyla ilgili detaylı bir inceleme başlattı. Öte yandan, Gülistan Doku'nun ailesi, kızlarının akıbetinin bir an önce aydınlatılması için çağrılarını sürdürüyor. Ailenin avukatları, kule bilgilerinin zamanında ve doğru şekilde incelenmesi halinde olayın çok daha önce çözülebileceğini savunuyor.
Bu gelişme, Türkiye'de kaybolma vakalarındaki soruşturma süreçlerine ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, kolluk kuvvetlerinin delil toplama ve saklama konusunda daha titiz davranması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, kule bilgileri gibi hassas verilerin yetkisiz kişilerle paylaşılmasının önlenmesi için daha sıkı denetim mekanizmaları öneriliyor. Gülistan Doku dosyası, hem adli hem de idari yönden birçok ders çıkarılması gereken bir örnek olarak hafızalarda yer ediyor.
Sonuç olarak, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada ortaya çıkan kule bilgileri, olayın perde arkasına dair önemli bir ipucu sunuyor. Dönemin Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman'ın, kaybolmadan bir gün önce Sonel'e bu bilgileri göndermesi, soruşturmanın gidişatını etkileyecek bir gelişme. Kamuoyu, adaletin tecelli etmesini ve Gülistan Doku'nun akıbetinin bir an önce aydınlatılmasını bekliyor. Bu dava, aynı zamanda Türkiye'deki ceza soruşturmalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor.