5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 15 şüpheliden aralarında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşinin de bulunduğu 3 kişi adliyeye sevk edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, sabah saatlerinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye getirildi.
Soruşturma süreci
Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında daha önce 15 kişi gözaltına alınmıştı. Polis ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda elde edilen deliller doğrultusunda, şüphelilerin ifadeleri alındı. Soruşturma savcısının talimatıyla 3 şüpheli, 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' ve 'kasten öldürme' suçlarından adliyeye sevk edildi. Diğer 12 şüpheli ise ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi S.S., adliyeye sevk edilenler arasında yer alıyor. S.S.'nin Gülistan Doku'nun kaybolmasından önce son görüştüğü kişiler arasında olduğu belirtiliyor. Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre, Doku'nun son olarak bir arkadaşıyla buluşmak üzere evden ayrıldığı ve bir daha kendisinden haber alınamadığı ifade ediliyor.
Bağlam ve arka plan
Gülistan Doku'nun kaybolmasının üzerinden yaklaşık 2 yıl geçmesine rağmen, soruşturma süreci kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ailesi, kızlarının bulunması için yetkililere defalarca çağrıda bulunmuş, sosyal medyada kampanyalar başlatılmıştı. Doku'nun kaybolması, Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kayıp kişiler sorununu yeniden gündeme taşıdı. İnsan hakları örgütleri, kayıp kişi vakalarının soruşturulmasında daha etkin yöntemler geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Adliyeye sevk edilen 3 şüphelinin, çıkarıldıkları mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakılması veya tutuklanması bekleniyor. Soruşturmanın gizlilik kararı kapsamında yürütüldüğü, bu nedenle detaylı bilgi paylaşılamadığı belirtiliyor.
Gülistan Doku davası, Türkiye'de kayıp kişi vakalarının izlenmesi ve çözülmesi konusundaki zorlukları bir kez daha gündeme getirdi. Aileler, kayıp yakınlarının bulunması için devlet kurumlarının daha hızlı hareket etmesini ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini istiyor. Bu dava, aynı zamanda Türkiye'de kayıp kadın vakalarına ilişkin farkındalığı artırmış durumda.