Tunceli'de 2019 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun cansız bedeninin kimyasal maddeler kullanılarak ortadan kaldırılmış olabileceği yönündeki iddialar, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Adli Tıp Uzmanı, A Haber canlı yayınında yaptığı açıklamada, bu tür kimyasalların izinin sürülmesinin zorluğuna dikkat çekerek, delil bulunması halinde bile tespitin aylar sürebileceğini belirtti. Olay, 2019'dan bu yana faili meçhul dosyalar arasında yer alırken, yeni iddialar kamuoyunda infial yarattı.
Kimyasal Yok Etme İddiası Nedir?
Gülistan Doku, 2019 yılında Tunceli'de üniversite eğitimi gördüğü sırada kayboldu. Yıllardır süren arama çalışmalarından sonuç alınamaması, dosyanın zaman zaman gündeme gelmesine neden oluyordu. Son günlerde ortaya atılan iddiaya göre, genç kızın naaşı, asit veya benzeri güçlü kimyasal maddelerle tamamen yok edilmiş olabilir. Bu iddia, Adli Tıp Uzmanı'nın A Haber'deki açıklamalarıyla daha da güçlendi. Uzman, "Kimyasal maddelerle yok etme, delil karartmanın en zor tespit edilen yöntemlerinden biridir. Ancak toprak, su veya kemik kalıntılarında yapılacak spektrometrik analizlerle iz bulunabilir" dedi.
Adli Tıp Uzmanı, bu tür vakalarda olay yeri incelemesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Eğer kimyasal kullanıldıysa, çevresel örneklerde pH değişimi, anormal metal konsantrasyonları veya organik bileşik kalıntıları saptanabilir. Fakat aradan geçen zaman, delillerin bozulmasına yol açabilir" ifadelerini kullandı. Açıklamalar, soruşturmayı yürüten savcılığın yeni bir bilirkişi raporu talep etmesine neden oldu.
Soruşturmanın Gidişatı ve Aile Talepleri
Gülistan Doku'nun ailesi, yıllardır kızlarının akıbetini öğrenmek için mücadele veriyor. Aile avukatı, yaptığı yazılı açıklamada, "Kimyasal yok etme iddiası, dosyada yeni bir sayfa açılmasını gerektiriyor. Yetkililerden, olay yeri ve çevresinden numune alınarak detaylı analiz yapılmasını talep ediyoruz" dedi. Aile, ayrıca kayıp dosyasının yeniden aktif soruşturmaya dönüştürülmesi için Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulundu.
Emniyet Genel Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliliği verilerine göre, Türkiye'de her yıl binlerce kişi kayboluyor ve bunların bir kısmı faili meçhul olarak kalıyor. Gülistan Doku davası, bu tür dosyaların ne kadar karmaşık olabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, kimyasal yok etme iddiasının doğrulanması halinde, Türkiye'de ilk kez bir kayıp vakasında bu yöntemin tespit edilebileceğini belirtiyor.
Adli Tıp Açısından Zorluklar
Kimyasal maddelerle yok etme, adli tıp literatüründe nadir rastlanan bir yöntem. Asitler, bazlar veya çözücüler, organik dokuyu hızla parçalayabiliyor. Ancak geriye kalan kemik parçaları veya diş minesindeki kalsiyum fosfat gibi yapılar, bazı kimyasallara direnç gösterebiliyor. Adli Tıp Uzmanı, "Kemik dokusu, yüksek konsantrasyonlu asitlerde bile günlerce dayanabilir. Bu nedenle, olay yerinde yapılacak toprak analizleri, kemik tozu veya DNA kalıntısı tespiti için kritik" diye konuştu.
Ayrıca, kimyasal maddelerin çevreye yayılması, başka delillerin de yok olmasına neden olabilir. Uzman, "Örneğin, bir su kaynağına dökülen asit, sudaki canlıları öldürür ve ekosistemi bozar. Bu değişimler, uzun yıllar sonra bile izlenebilir" dedi. Tunceli'nin dağlık ve seyrek nüfuslu yapısı, bu tür bir olayın gizlenmesini kolaylaştırabileceği gibi, delil bulunmasını da zorlaştırıyor.
Kamuoyu ve Medya Etkisi
Gülistan Doku davası, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. "GülistanDoku" etiketiyle binlerce paylaşım yapıldı ve kullanıcılar, yetkilileri göreve davet etti. Bazı sivil toplum kuruluşları, kayıp vakalarının daha etkin soruşturulması için imza kampanyası başlattı. Adli Tıp Uzmanı'nın açıklamaları, medyada geniş yer buldu ve kamuoyunun konuya ilgisini artırdı.
Ancak uzmanlar, spekülasyonların soruşturmaya zarar verebileceği uyarısında bulunuyor. Emekli bir emniyet müdürü, "Kimyasal yok etme iddiası, kamuoyunu heyecanlandırsa da, delil olmadan kesin bir yargıya varmak yanlış. Soruşturmanın selameti için resmi açıklamalar beklenmeli" dedi. Savcılık, henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak dosyanın titizlikle incelendiği öğrenildi.
Benzer Vakalar ve Gelecek Adımlar
Türkiye'de kimyasal yok etme iddiası ilk kez bu kadar yüksek sesle dile getiriliyor. Dünyada ise bu yöntem, özellikle organize suç örgütleri tarafından nadiren kullanılıyor. Kolombiya ve Meksika'da, uyuşturucu kartellerinin rakiplerini asitle yok ettiği biliniyor. Adli bilimciler, bu tür vakalarda, toprakta yapılan kimyasal analizlerin yanı sıra, böcek bilimi (entomoloji) ve izotop analizlerinden de yararlanıyor.
Gülistan Doku dosyasında, şu ana kadar somut bir delil bulunamadı. Ancak yeni iddialar, soruşturmanın farklı bir boyuta taşınmasına neden olabilir. Aile, kızlarının bulunması için ellerinden geleni yapacaklarını söylüyor. Adalet Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Dosya hassasiyetle takip edilmektedir" denildi. Önümüzdeki günlerde, olay yeri çevresinde detaylı bir kazı ve numune alma çalışması başlatılabilir.
Sonuç olarak, Gülistan Doku'nun kayboluşu, aradan geçen yıllara rağmen aydınlatılamadı. Kimyasal yok etme iddiası, dosyaya yeni bir soluk getirebilir; ancak bu iddianın bilimsel olarak kanıtlanması zaman alacak. Kamuoyu, adaletin tecellisi için sabırsızlanıyor ve yetkililerden açıklama bekliyor.