5 Ocak 2020'de Tunceli'de ortadan kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun dosyasında yeni bir sayfa açıldı. ABD'de tutuklu bulunan Umut Altaş, 19-20 Ağustos tarihlerinde FBI'a verdiği ifadede ilk kez cinayete şahit olduğunu öne sürdü. Altaş'ın söz konusu ifadesinde, "Gülistan Doku'yu benim yanımda öldürdü" dediği öğrenildi. Bu gelişme, iki yılı aşkın süredir faili meçhul kalan dosyada önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
FBI ifadesinde ne anlattı?
Edinilen bilgilere göre Umut Altaş, ABD'deki tutukluluk sürecinde FBI yetkililerine verdiği ifadede, Gülistan Doku'nun ölümüne ilişkin çarpıcı iddialar ortaya attı. Altaş, olay anında yanlarında bulunduğunu ve cinayete tanık olduğunu belirtti. İfadenin detayları henüz kamuoyuna yansımadı; ancak Türkiye'deki soruşturma makamlarının bu ifadeyi delil olarak dosyaya eklediği belirtiliyor. Altaş'ın söz konusu beyanı, şimdiye kadar dosyada yer alan şüpheli ifadelerinden farklı olarak doğrudan bir tanıklık içeriyor.
Umut Altaş'ın kim olduğu ve olayla bağlantısı henüz netleşmiş değil. Ancak FBI'a verdiği ifadenin, Türkiye'de yürütülen soruşturmaya yeni bir yön verebileceği ifade ediliyor. İfadenin tercüme edilerek savcılığa sunulduğu ve soruşturma dosyasına girdiği öğrenildi.
Soruşturmanın geçmişi ve kayıp süreci
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020'de Tunceli'deki Munzur Üniversitesi'nde öğrenim görürken aniden ortadan kayboldu. O günden bu yana ailesi ve kamuoyu, genç kızın akıbetini öğrenmek için yoğun çaba sarf etti. Soruşturma kapsamında birçok kişi ifade verdi, bazı şüpheliler gözaltına alındı ve tutuklandı. Ancak bugüne kadar Gülistan Doku'nun cesedine ulaşılamadı ve dosya faili meçhul olarak kalmaya devam etti.
Olayın ilk günlerinde, Gülistan Doku'nun arkadaşları ve çevresiyle yapılan görüşmelerde çelişkili ifadeler ortaya çıkmıştı. Ailesi, kızlarının kaçırıldığını veya öldürüldüğünü savunarak soruşturmanın derinleştirilmesini talep etmişti. Kamuoyunda da geniş yankı uyandıran dava, zaman zaman siyasi tartışmalara da konu oldu.
Altaş'ın ifadesi neden önemli?
Umut Altaş'ın FBI ifadesi, dosyada ilk kez doğrudan bir cinayet tanıklığını içeriyor. Daha önceki ifadelerde olayın nasıl gerçekleştiğine dair net bir bilgi bulunmuyordu. Altaş'ın "benim yanımda öldürdü" sözü, eğer doğrulanırsa, maktulün ölüm şekline ve olaya karışan kişilere ilişkin önemli ipuçları sunabilir. Ancak hukukçular, bu tür beyanların tek başına yeterli olmadığını, destekleyici delillerle güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Altaş'ın ABD'de hangi suçlamayla tutuklu olduğu ve ifadeyi neden şimdi verdiği ise belirsizliğini koruyor. FBI'ın Türkiye'deki yetkililerle bu ifadeyi paylaşıp paylaşmadığı da henüz açıklanmadı.
Yetkililerden açıklama yok
Konuya ilişkin olarak Adalet Bakanlığı veya savcılıktan henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Gülistan Doku'nun ailesi ise gelişmeyi umutla karşıladıklarını ancak somut adım beklediklerini dile getirdi. Aile avukatı, "Bu ifade önemli ama tek başına yeterli değil. Bir an önce failin ortaya çıkarılmasını istiyoruz" dedi.
Kamuoyu ve basın takibi
Gülistan Doku davası, kayboluşundan bu yana Türkiye kamuoyunun yakından takip ettiği dosyalardan biri oldu. Sosyal medyada yürütülen kampanyalar, basın açıklamaları ve STK raporları, soruşturmanın canlı kalmasını sağladı. Ancak bugüne kadar somut bir sonuç alınamaması, ailenin ve kamuoyunun tepkisini çekiyor.
Umut Altaş'ın ifadesinin ardından gözler, Türkiye'deki soruşturma makamlarının atacağı adımlara çevrildi. İfadenin doğruluğu araştırılacak, gerekirse Altaş'ın Türkiye'ye iadesi gündeme gelebilecek. Dosyanın seyri, önümüzdeki günlerde yapılacak açıklamalarla netlik kazanacak.
Hukuki süreç ve beklentiler
Ceza hukuku uzmanları, yurt dışında alınan ifadelerin Türkiye'de delil olarak kullanılabilmesi için belirli prosedürlerin işletilmesi gerektiğini belirtiyor. İfadenin tercümesi, onaylanması ve mahkemeye sunulması süreçleri önem taşıyor. Ayrıca ifade sahibinin güvenilirliği ve çıkar ilişkisi de mahkemece değerlendirilecek.
Gülistan Doku'nun ailesi, yıllardır verdikleri hukuk mücadelesinde bir adım daha attıklarını düşünüyor. Ancak nihai hedef, kızlarının naaşına ulaşmak ve faillerin en ağır şekilde cezalandırılmasını sağlamak. Bu ifade, belki de o yolda önemli bir kilometre taşı olacak.
Kamuoyu, iki yılı aşkın süredir devam eden bu trajik olayda artık somut sonuçlar görmek istiyor. Yetkililerin bu ifadeyi ciddiyetle ele alması ve soruşturmayı derinleştirmesi, hem ailenin acısını hafifletecek hem de adalete olan güveni pekiştirecektir.