Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Ege Denizi'nde karasularını 12 mile çıkarma yönündeki açıklamaları, Türkiye'de "savaş ilanı mı?" sorusunu gündeme getirdi. A Haber'e konuk olan askeri stratejist Doç. Dr. [İsim], Miçotakis'in sözlerinin uluslararası hukuk ve askeri denge açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Türkiye, 1995'ten bu yana Yunanistan'ın 12 mil adımını savaş nedeni sayacağını açıklamıştı.
Miçotakis'in Açıklamaları ve Türkiye'nin Tepkisi
Miçotakis, son dönemde Yunanistan'ın Ege'deki karasularını 12 mile çıkarma hakkını saklı tuttuğunu yineleyerek, "Uluslararası hukuktan doğan hakkımızdır" ifadesini kullandı. Bu açıklama, Türkiye'de geniş yankı buldu. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, "Ege'de statüyü değiştirmeye yönelik her türlü girişim karşısında Türkiye'nin gerekli cevabı vereceğini" bildirdi. Askeri stratejist Doç. Dr. [İsim], "12 mil, Ege'nin neredeyse tamamını Yunan karasuyu haline getirir. Bu, Türkiye'nin kıyılarını hapsetmek anlamına gelir. Böyle bir adım, iki ülke arasında sıcak çatışma riskini doğurur" dedi.
12 Mil Meselesinin Hukuki ve Stratejik Boyutu
Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) göre karasuları 12 mile kadar çıkabilir. Ancak Ege Denizi'nin coğrafi yapısı, adaların sıkışıklığı nedeniyle bu kuralın uygulanması Türkiye'nin aleyhine sonuçlar doğurur. Yunanistan, 1936'dan bu yana 6 mil uyguluyor. 1995'te Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yunanistan'ın 12 mile çıkması durumunda bunun savaş nedeni (casus belli) sayılacağını karar altına aldı. Yunanistan ise bu kararı tanımadığını defalarca açıkladı. Doç. Dr. [İsim], "Yunanistan, 12 mil adımını hayata geçirirse Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji hatları ve kıta sahanlığı hakları da tehlikeye girer. Bu sadece karasuyu değil, hava sahası ve FIR hatlarını da etkiler" diye konuştu.
Askeri Dengeler ve Olası Senaryolar
Türk Silahlı Kuvvetleri, Ege'deki adaların silahlandırılmasına karşı uzun süredir uyarıda bulunuyor. Yunanistan'ın 12 mil hamlesi, Türkiye'nin "gri bölgeler" olarak nitelendirdiği kayalıklarda da gerilimi artırabilir. Askeri uzmanlara göre, böyle bir durumda Türkiye'nin seçenekleri arasında şunlar var:
- Derhal BM ve NATO'ya başvurarak uluslararası kamuoyu oluşturmak,
- Ege'deki Türk kıyılarına yakın adalarda askeri tatbikatlar düzenlemek,
- Gerekirse sıcak müdahale ile statükoyu korumak.
Yunanistan'ın ise ABD ve AB desteğine güvendiği, ancak NATO içinde böyle bir adımın ittifakı bölebileceği belirtiliyor. Doç. Dr. [İsim], "Miçotakis iç kamuoyuna yönelik popülist bir söylem geliştiriyor olabilir. Ancak bu söylem, Ege'de yanlış hesaplamalara yol açabilir. Türkiye'nin kararlılığı test edilmemeli" uyarısında bulundu.
Tarihsel Arka Plan ve Uluslararası Hukuk
Ege sorunu, Lozan Antlaşması (1923) ve Paris Antlaşması (1947) ile şekillendi. Lozan, adaların silahsızlandırılmasını öngörürken, Yunanistan zamanla bu hükümleri ihlal etti. 1970'lerden itibaren kıta sahanlığı ve karasuları sorunları nedeniyle Türkiye ve Yunanistan arasında krizler yaşandı. 1987'de ve 1996'da sıcak çatışma eşiğine gelindi. 1999 deprem diplomasisi sonrası ilişkiler yumuşasa da Ege'deki ihtilaflar çözülmedi. Miçotakis'in son açıklaması, 2023 seçimlerinden bu yana Yunanistan'ın revizyonist politikalarını sürdürdüğünü gösteriyor.
Sonuç: Gerilim Tırmanıyor mu?
Miçotakis'in 12 mil çıkışı, Türkiye'de haklı olarak tepkiyle karşılandı. Askeri stratejistler, Yunanistan'ın bu adımı atması halinde Türkiye'nin askeri seçenekler dahil tüm imkanları kullanacağını vurguluyor. Ancak şu an için somut bir adım atılmış değil. Yine de söylem düzeyinde tırmanan gerilim, Ege'de yeni bir krizin habercisi olabilir. Türkiye'nin 1995'teki kararı hâlâ geçerliliğini koruyor ve bu karar, TBMM tarafından bağlayıcıdır. Miçotakis'in sözleri, savaş ilanı olmasa da savaş nedeni sayılabilecek bir eşiğin ihlali anlamına gelir. Önümüzdeki günlerde NATO ve AB'nin tutumu belirleyici olacak. Türkiye, haklarını korumakta kararlı olduğunu her fırsatta gösteriyor.