Bolu'da 78 kişinin yaşamını yitirdiği Grand Kartal Otel yangınının ardından, otel sahibi Halit Ergül'ün yapımı süren diğer oteline ait ruhsatsız personel lojmanı için verilen yıkım kararı bugün sabah saatlerinde uygulandı. İl Özel İdaresi ekipleri, iş makineleriyle lojmanı kısa sürede enkaz haline getirdi. Yıkım sırasında geniş güvenlik önlemleri alındı.
Yıkım Kararı ve Süreç
Kartalkaya Kayak Merkezi'nde bulunan Grand Kartal Otel'in sahibi Halit Ergül'e ait olduğu belirtilen lojman, geçtiğimiz haftalarda Bolu İl Özel İdaresi tarafından ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkım kararıyla karşı karşıya kalmıştı. 22 Ocak 2025'te meydana gelen ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangın faciasının ardından otel ve çevresindeki yapılar mercek altına alınmıştı.
İl Özel İdaresi ekipleri, yapının ruhsatsız olduğunu ve imar mevzuatına aykırı şekilde inşa edildiğini tespit etmişti. Bugün sabah erken saatlerde başlatılan yıkım çalışmasıyla lojman tamamen ortadan kaldırıldı. Çevredeki diğer yapıların da denetlendiği ve mevzuata aykırı olanların yıkılacağı bildirildi.
Bolu Valiliği'nden yapılan açıklamada, "Yapılan incelemeler sonucunda ruhsatsız olduğu tespit edilen personel lojmanı, imar kanununun ilgili maddeleri gereğince yıkılmıştır. Süreç titizlikle yürütülmektedir" denildi. Açıklamada, faciayla ilgili yargı sürecinin de devam ettiği hatırlatıldı.
Yangın Faciasının Ardından Alınan Tedbirler
Kartalkaya'daki Grand Kartal Otel'de çıkan yangın, Türkiye'de büyük bir infial yaratmıştı. Otelin ahşap yapısı ve yangın merdivenlerinin bulunmaması gibi ihmaller gündeme gelmişti. Olayın ardından bölgedeki tüm otellerde yangın güvenliği denetimleri başlatıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, turizm işletmeleri için yeni yangın yönetmeliği hazırlıklarına başladı.
Bu kapsamda, kayak merkezindeki otellerin yanı sıra personel lojmanları da denetlendi. Grand Kartal Otel sahibi Halit Ergül'ün, Kartalkaya'daki başka bir otelinin inşaatında kalmak üzere yapılan ruhsatsız lojmanının yıkılması, alınan tedbirlerin bir parçası olarak değerlendirildi. Yıkım kararının, kamuoyunda "kayırmacılık" eleştirilerine de bir yanıt olduğu yorumları yapılıyor.
Yangın faciasında hayatını kaybedenler için açılan davada, otel sahibi Halit Ergül'ün aralarında bulunduğu 11 şüpheli hakkında 22 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İlk duruşma 8 Nisan 2025'te görülecek. Gözaltına alınan şüphelilerden bazıları tutuklu yargılanıyor.
Bölgedeki Denetimler ve Güvenlik Önlemleri
Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki diğer otellerde de yangın güvenliği denetimleri sürüyor. Turizm Bakanlığı'nın yanı sıra Bolu Belediyesi ve İl Özel İdaresi ekipleri, otellerin yangın algılama sistemleri, sprinkler tesisatı, acil çıkış kapıları ve yangın merdivenlerini tek tek kontrol ediyor. Ruhsatı olmayan veya eksiklikleri bulunan işletmelere kapatma cezası uygulanacağı bildirildi.
Bu kapsamda, Grand Kartal Otel'in yanı sıra birçok otelin ruhsatı askıya alındı. Ayrıca, otel çalışanlarına yangın tatbikatı ve ilk yardım eğitimleri verilmeye başlandı. Turizm sezonuna hazırlanan bölgede, güvenlik önlemlerinin artırılmasıyla hem yerli hem yabancı turistlerin güvenliğinin sağlanması hedefleniyor.
Bolu Valisi, yaptığı açıklamada, "Amacımız bir daha böyle bir felaket yaşanmaması. Bu nedenle hiçbir işletmeye taviz vermiyoruz. Ruhsatsız ve güvenliksiz yapıların tespit edilmesi halinde derhal yıkım veya kapatma işlemi uygulanacaktır" dedi.
Öte yandan, yangın faciasıyla ilgili meclis araştırma komisyonu da çalışmalarını sürdürüyor. Komisyon, yangının çıkış nedeninden işletme sahiplerinin ihmallerine kadar pek çok konuyu araştırıyor. Raporun önümüzdeki aylarda TBMM'ye sunulması bekleniyor.
Yangında hayatını kaybedenlerin yakınları ise adalet talebinde bulunuyor. "Grand Kartal Otel'in sahibi ve yetkilileri en ağır şekilde cezalandırılmalı" diyen yakınlar, ayrıca ülke genelindeki tüm otellerde benzer güvenlik açıklarının kapatılmasını istiyor.
Yaşanan bu trajedi, Türkiye'de turizm sektöründe güvenlik standartlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Yetkililerin bu konudaki kararlılığı, gelecekte yaşanabilecek başka üzücü olayların önüne geçilmesi açısından umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.