Halk arasında 'kunduracı göğsü' olarak bilinen pektus ekskavatum, göğüs kafesinin içe doğru çökmesiyle ortaya çıkan ve en sık görülen göğüs duvarı deformiteleri arasında yer alıyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Karapınar, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde belirginleşen bu durumun, ileri vakalarda kalbe ve akciğerlere baskı yaparak ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Pektus ekskavatum, her 1000 doğumda 1 ila 8 arasında görülen yaygın bir deformite olup erkeklerde kızlara oranla 3-4 kat daha sık rastlanıyor.
Pektus ekskavatum nedir ve neden olur?
Pektus ekskavatum, göğüs kemiğinin (sternum) ve ona bağlı kaburgaların içe doğru çökmesiyle karakterize bir deformitedir. Doğuştan gelen bu durum, genellikle yaşamın ilk yıllarında fark edilmez, ancak çocukluk ve ergenlik döneminde hızlı büyümeyle birlikte belirginleşir. Kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik faktörler ve bağ dokusunun anormal gelişimi suçlanmaktadır. Aile öyküsü olan bireylerde görülme sıklığı daha yüksektir.
Belirtileri nelerdir?
Hafif vakalarda genellikle kozmetik kaygılar dışında şikayet olmaz. Ancak orta ve ileri derecedeki çökmelerde, göğüs kafesi içindeki organlara baskı sonucu nefes darlığı, çabuk yorulma, göğüs ağrısı, kalp çarpıntısı ve egzersiz intoleransı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Prof. Dr. Karapınar, özellikle spor yaparken zorlanma veya nefes yetmeme şikayeti olan çocuk ve gençlerin mutlaka bir göğüs cerrahına başvurması gerektiğini vurguluyor.
Tanı nasıl konur?
Tanı genellikle fizik muayene ile konur. Deformitenin derecesini ve iç organlara etkisini değerlendirmek için akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi (BT), solunum fonksiyon testleri, ekokardiyografi ve egzersiz testi gibi yöntemler kullanılır. Ayrıca deformitenin şiddetini ölçmek için 'Haller indeksi' adı verilen bir oran hesaplanır. Bu indeksin 3,25'in üzerinde olması cerrahi müdahale gerektirebilir.
Tedavi seçenekleri: Ameliyat şart mı?
Prof. Dr. Karapınar, tedavi kararının hastanın yaşı, deformitenin şiddeti ve şikayetlerine göre bireyselleştirilmesi gerektiğini söylüyor. Hafif vakalarda düzenli takip yeterli olabilir. Orta ve ileri vakalarda ise cerrahi tedavi önerilir. Günümüzde en sık uygulanan yöntem, minimal invaziv Nuss prosedürüdür. Bu yöntemde, göğüs kemiğinin altına metal bir bar yerleştirilerek çökük bölge yukarı kaldırılır. Bar genellikle 2-4 yıl sonra çıkarılır. Açık cerrahi (Ravitch yöntemi) de halen kullanılmaktadır, ancak daha büyük kesiler gerektirir. Ameliyat olmayan hastalara egzersiz ve duruş düzeltme gibi fizik tedavi yöntemleri önerilebilir; ancak bu yöntemler kemik yapıyı düzeltmez.
Ameliyat sonrası yaşam ve riskler
Nuss prosedürü sonrası hastalar genellikle birkaç gün hastanede kalır. Spor ve ağır aktiviteler birkaç ay kısıtlanır. Komplikasyonlar nadir olmakla birlikte, bar kayması, enfeksiyon, pnömotoraks (akciğer sönmesi) ve ağrı görülebilir. Prof. Dr. Karapınar, ameliyat sonrası hasta memnuniyetinin yüksek olduğunu ve çoğu hastanın solunum fonksiyonlarında düzelme olduğunu belirtiyor.
Son olarak, pektus ekskavatumun yalnızca kozmetik bir sorun olmadığı unutulmamalıdır. Erken teşhis ve uygun tedavi ile hem fiziksel hem de psikolojik açıdan önemli iyileşmeler sağlanabilir. Ailelerin çocuklarını bu konuda bilinçlendirmesi ve şikayet durumunda vakit kaybetmeden uzmana başvurması büyük önem taşımaktadır.