İstanbul Bakırköy'de bir güzellik merkezinde müşterilerin gizlice kaydedildiği iddiasıyla başlatılan soruşturma, dev bir skandalın ortaya çıkmasına yol açtı. Polis ekiplerinin incelediği 15 bin görüntülük dijital arşivde, yalnızca epilasyon odalarının değil, mağaza kabinleri, otel odaları ve kiralık evlerin (Airbnb) de gizli kameralarla kaydedildiği belirlendi. Görüntülerin, karanlık bir siber pazarda 'mahrem hayat' adı altında satıldığı, tahsilatların ise kripto para ve Telegram üzerinden yapıldığı öne sürüldü. Soruşturma kapsamında şu ana kadar 6 kişi gözaltına alınırken, arşivin boyutu ve mağdur sayısının her geçen gün arttığı bildirildi.
Güzellik merkezinde başlayan zincirleme ifşaat
Skandal, geçtiğimiz ay bir müşterinin epilasyon sırasında fark ettiği küçük bir cihazın polise bildirilmesiyle su yüzüne çıktı. Ekiplerin güzellik merkezinde yaptığı aramada, duvar prizlerine yerleştirilmiş ve telefona bağlanabilen mini kameralar bulundu. İşletme sahibinin sorgusunda, kameraların yalnızca son birkaç aydır kayıt yaptığını söylemesi üzerine dijital materyallere el konuldu. Ancak bilgisayar ve harici disklerde yapılan incelemede, kayıtların en az 3 yıl öncesine dayandığı ve yalnızca bu merkezle sınırlı olmadığı anlaşıldı. Arşivde, farklı tarihlerde ve farklı mekânlarda çekilmiş onlarca ayrı dosya bulunuyor. Dosyaların isimlendirilmesinde kullanılan kodlar, görüntülerin belirli bir düzen içinde satıldığını gösteriyor.
Mağaza kabinleri, oteller ve kiralık evler
Uzman ekiplerin yaptığı sınıflandırmaya göre arşivde, İstanbul'un çeşitli ilçelerindeki butik mağazaların soyunma kabinleri, zincir otel otelleri ve özellikle haftalık kiralanan lüks dairelerden alınmış görüntüler bulunuyor. Bu mekânlara nasıl sızıldığı tam olarak aydınlatılamasa da, kameraların büyük bölümünün yangın dedektörü, şarj aleti ve hatta askı aparatlarına gizlendiği tespit edildi. Şüphelilerin bu cihazları temin etmek için yurt dışı kaynaklı internet sitelerini kullandıkları, ödemelerini ise anonim kripto paralarla yaptıkları anlaşıldı. Görüntülerin, özel sohbet grupları aracılığıyla 'koleksiyoncu' denilen kişilere satıldığı, dakika başına 50 ila 200 dolar arasında fiyat biçildiği aktarılıyor.
Telegram'daki siber karaborsa
Soruşturmanın odak noktası ise şu anda Telegram uygulamasındaki kapalı gruplar. İddiaya göre, bu gruplarda 'taze içerik' etiketiyle paylaşılan yeni görüntüler açık artırmayla satılıyor. Gruba üye olmak için bir davet zinciri gerektiği, her üyenin en az bir video paylaşarak 'katkıda bulunması'nın şart koşulduğu belirlendi. Bu yapı, polisin deyimiyle 'siber bir kervan' işliyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları Büro Amirliği, operasyonu bu gruplara sızarak genişletti. Şu ana kadar Türkiye genelinde 11 farklı iletişim hattı ve 40'a yakın dijital cüzdan tespit edildi. Ancak kullanıcıların yüksek şifreleme ve anlık silme özellikleri kullanması, delillerin toplanmasını zorlaştırıyor.
Mağdurların hukuk mücadelesi
Görüntüleri ifşa edilen mağdurların bir kısmı, sosyal medya üzerinden kendilerine ulaşan 'şantaj' mesajlarıyla durumu fark etti. Avukatlar, müvekkillerinin özel hayatın gizliliğinin ihlali, cinsel taciz ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi suçlarından şikâyetçi olduğunu açıkladı. Ancak sürecin zorlu geçeceğine dikkat çeken hukukçular, görüntülerin internete sızması halinde telafisi olmayan sonuçlar doğabileceğini belirtiyor. Öte yandan otel ve Airbnb evlerinde kalan turistlerin de görüntülerinin bulunması, olayın uluslararası boyutunu ortaya koydu. Konuyla ilgili Interpol'e de bilgi verildiği öğrenildi.
Güvenlik açıkları ve alınması gereken önlemler
Uzmanlar, bu skandalın yalnızca bir suç çetesinin değil, aynı zamanda toplumsal bir güvenlik açığının da göstergesi olduğunu söylüyor. Özellikle kiralık konut ve otel odalarında kamera taramasının yapılmaması, bu tür olayların önünü açıyor. Bilişim güvenliği şirketleri, kızılötesi tarama cihazları ve RF sinyal dedektörleriyle bu kameraların tespit edilebileceğini belirtiyor. Ayrıca otel ve işletme sahiplerinin periyodik olarak teknik ekiplere denetim yaptırması öneriliyor. Mağdurların uğradığı psikolojik zarar ise en az maddi boyutu kadar büyük.
Soruşturmanın seyrine dair bağımsız değerlendirme
Bu vaka, Türkiye'de özel hayatın ihlali konusunda yasaların ne denli yetersiz kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Mevcut cezalar, dijital çağın hızına ayak uyduramıyor; görüntüler saniyeler içinde dünyanın öbür ucuna kopyalanabiliyor. Soruşturmanın Telegram üzerinden yürütülmesi, kolluk kuvvetlerinin teknik kapasitesinin ne kadar geliştiğini gösterse de, uluslararası iş birliği olmadan kalıcı çözüm sağlanması zor görünüyor. Bu tür ağların çökertilmesi, yalnızca polisiye bir başarı değil, aynı zamanda bireylerin mahremiyetine saygı gösteren bir toplumsal bilincin inşasıyla mümkün olacaktır.