Konya'da bir iş yerinin kadınlar tuvaletine gizli kamera yerleştirerek görüntü kaydeden sanık hakkında verilen yerel mahkeme kararı, Yargıtay tarafından bozuldu. Yüksek mahkeme, eylemin "mesleki kolaylık" kapsamında değerlendirilemeyeceğine hükmederek cezanın ertelenmesine ilişkin önceki kararı kaldırdı. Karar, özel hayatın gizliliği ihlali ile cinsel taciz suçu arasındaki hukuki sınırların nasıl çizileceği tartışmasını alevlendirdi. Olay, kadın çalışanların tuvalette mahrem görüntülerinin kaydedilmesiyle ortaya çıkmış, sanığın savunmasında görüntüleri "kendi merakı" için çektiğini öne sürmesi kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı.
Yargıtay'ın Bozma Gerekçesi: Mesleki Kolaylık Yok
Yargıtay, yerel mahkemenin sanığa verdiği hapis cezasını ertelemesini hukuka aykırı buldu. Yüksek mahkeme, sanığın iş yerinde teknik personel olarak çalışmadığını, kamera yerleştirme eyleminin göreviyle ilgili olmadığını vurguladı. Kararda, "mesleki kolaylık" kavramının ancak failin görevi gereği suç işlemesini kolaylaştıran bir durumda uygulanabileceği belirtildi. Sanığın işyerindeki konumu ile eylem arasında doğrudan bir bağ bulunmadığı için bu indirimden yararlanamayacağı ifade edildi. Ayrıca, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun nitelikli halleri arasında yer alan "görüntü veya seslerin kaydedilmesi" fiilinin cezasının ertelenemeyeceği, çünkü suçun toplumda infial yarattığı ve mağdurların ruhsal bütünlüğünü ağır ihlal ettiği gerekçelere eklendi.
Cinsel Taciz Suçu Kapsamına Girmiyor mu?
Tartışmanın odak noktalarından biri, eylemin cinsel taciz suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği. Türk Ceza Kanunu'nun 105. maddesine göre cinsel taciz, "bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz etme" olarak tanımlanıyor. Gizli kamera yerleştirilerek kadınların tuvalet görüntülerinin kaydedilmesi, cinsel amaç taşıdığı iddiasıyla sıkça bu suç kapsamında tartışılıyor. Ancak Yargıtay, somut olayda sanığın cinsel amaçlı hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığını, eylemin daha çok "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçu kapsamında kaldığını belirtti. Hukukçular, bu ayrımın mağdurlar açısından adalet duygusunu zedelediğini, zira cinsel taciz suçunun cezasının daha ağır olduğunu dile getiriyor. Öte yandan, bazı uzmanlar, görüntülerin cinsel içerikli olup olmadığına bakılmaksızın, kadınların mahrem alanlarının ihlalinin cinsel taciz olarak nitelendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Kamuoyu Tepkisi ve Hukuki Boşluklar
Karar, sosyal medyada ve kadın hakları örgütleri tarafından eleştiriyle karşılandı. Kadın dernekleri, Yargıtay'ın kararının failleri cesaretlendirebileceğini, mağdurların korunmasız bırakıldığını ifade etti. Ayrıca, mevcut yasal düzenlemelerde özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezasının caydırıcılıktan uzak olduğu, cinsel taciz suçunun ise ispat koşullarının ağır olduğu belirtiliyor. Konya'daki olay, işyerlerinde güvenlik kameralarının denetimi ve çalışan mahremiyetinin korunmasına yönelik yeni düzenleme ihtiyacını da gündeme getirdi. Uzmanlar, işverenlerin tuvalet, soyunma odası gibi alanlara kamera yerleştirmesinin kesinlikle yasaklanması ve denetimlerin artırılması gerektiğini vurguluyor. Yargıtay'ın bu kararı, benzer davalarda emsal teşkil edecek nitelikte. Önümüzdeki günlerde, sanığın yeniden yargılanması ve yerel mahkemenin bozma kararına uyması bekleniyor. Kararın, özel hayatın gizliliği ile cinsel suçlar arasındaki çizginin netleştirilmesi adına yasal düzenlemelere kapı aralayabileceği değerlendiriliyor.