Girne limanı açıklarında batan gemiye ilişkin davanın 5. duruşması dün mahkemede görüldü. Duruşmada, geminin batmadan önce ön tarafından hasarlı olduğu ve tersaneye gitmesi gerekirken kaptanın emriyle mürettebat tarafından boya, silikon ve yapıştırıcıyla tamir edilmeye çalışıldığı ortaya çıktı. Olay, bölgede büyük yankı uyandırmış ve gemi kazasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında sanıklar beşinci kez hakim karşısına çıktı.
Duruşmada ortaya çıkan çarpıcı detaylar
Davanın dünkü oturumunda dinlenen tanıklar ve sunulan bilirkişi raporları, geminin seyir öncesinde ciddi yapısal sorunları olduğunu gözler önüne serdi. Geminin ön bölümünde, muhtemelen daha önceki bir kazadan veya yıpranmadan kaynaklanan bir hasar bulunduğu belirlendi. Normal prosedürde bu tür bir hasarın yetkili tersanede profesyonel ekiplerce onarılması gerekirken, kaptanın talimatıyla mürettebatın gemiyi denize açılmadan önce acele bir şekilde tamir etmeye çalıştığı ifade edildi. Yapılan işlemin son derece amatör olduğu, boya, silikon ve yapıştırıcı gibi malzemelerle hasarın kapatılmaya çalışıldığı vurgulandı. Bu malzemelerin deniz suyu basıncına ve dalga etkisine dayanıklı olmadığı, dolayısıyla geminin seyir sırasında su almasına neden olduğu değerlendiriliyor.
Kaptan ve mürettebatın sorumluluğu
Duruşmada, kaptanın gemiyi tersaneye götürmek yerine bu riskli tamir yöntemini seçmesinin faciaya zemin hazırladığı öne sürüldü. Mürettebatın ise emir komuta zinciri içinde hareket ettiği ve kaptanın talimatına uyduğu belirtildi. Savcılık makamı, kaptanın denizcilik kurallarını ihlal ettiğini ve yolcuların can güvenliğini tehlikeye attığını savunuyor. Sanık avukatları ise mürettebatın herhangi bir teknik bilgiye sahip olmadığını ve kaptanın baskısı altında bu işlemi gerçekleştirdiğini öne sürerek müvekkillerinin beraatini talep ediyor. Mahkeme heyeti, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için ek bilirkişi raporları ve tanık beyanlarını değerlendirmeye devam ediyor.
Gemi kazasının geçmişi ve soruşturma süreci
Girne limanı açıklarında meydana gelen gemi kazası, bölgede denizcilik güvenliği konusunda ciddi endişelere yol açtı. Olay günü, geminin aniden su almaya başladığı ve kısa sürede battığı bildirildi. Kazada can kaybı ve yaralanmalar yaşandı; kurtarma ekipleri bölgeye sevk edilerek geniş çaplı bir arama-kurtarma operasyonu yürütüldü. Kazanın ardından başlatılan idari ve adli soruşturma kapsamında gemi sahibi, kaptan ve mürettebat hakkında çeşitli suçlamalar yöneltildi. İlk duruşmalarda deliller toplandı, tanıklar dinlendi ve bilirkişi raporları hazırlandı. Beşinci duruşmaya gelindiğinde ise dosyaya önemli bir teknik bulgu eklenmiş oldu: geminin seyre elverişsiz olduğu ve tamirinin usulsüz yapıldığı tespit edildi.
Denizcilik uzmanları ne diyor?
Konuya ilişkin görüş belirten denizcilik uzmanları, bir geminin gövdesinde oluşan hasarın kesinlikle geçici malzemelerle onarılamayacağını belirtiyor. Uzmanlara göre, deniz araçlarının bakım ve onarımı uluslararası standartlara ve klas kuruluşlarının denetimine tabidir. Boya, silikon veya yapıştırıcı gibi maddeler, su basıncına ve tuzlu suyun aşındırıcı etkisine karşı dayanıklı değildir; bu tür maddeler yalnızca kozmetik amaçlarla kullanılabilir. Dolayısıyla, hasarlı bir geminin bu şekilde tamir edilip denize açılması, hem yolcular hem de mürettebat için hayati risk taşır. Uzmanlar, olayın denizcilik mevzuatındaki eksiklikleri ve denetim zafiyetlerini gözler önüne serdiğini ifade ediyor.
Davanın seyri ve bundan sonrası
Mahkeme, 5. duruşmanın ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için süre verdi. Önümüzdeki duruşmalarda, geminin son bakım kayıtları, liman çıkış belgeleri ve kaptanın seyir öncesi talimatları detaylı şekilde incelenecek. Ayrıca, olayda ihmalı bulunan diğer sorumluların da tespit edilmesi bekleniyor. Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilirken, davanın ilerleyen safhalarında bilirkişi raporlarına itirazların değerlendirileceği öğrenildi. Kamuoyu, adaletin yerini bulması ve benzer faciaların önlenmesi için davanın titizlikle takip edilmesi gerektiğini düşünüyor.
Bu dava, deniz taşımacılığında güvenlik kültürünün ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor. Geminin hasarlı olduğu halde sefere çıkarılması, kâr hırsının ve denetim eksikliğinin nelere yol açabileceğinin acı bir örneği. Umarız ki bu olay, yetkililerin denetim mekanizmalarını güçlendirmesi ve denizcilik eğitimlerinin ciddiyetle uygulanması için bir dönüm noktası olur. Aksi takdirde, benzer ihmaller yeni can kayıplarına davetiye çıkarabilir.