Giresun Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, bölgede yaşayan üç bozayı için 31 Temmuz’a kadar geçerli olmak üzere sürek avı izni verdi. İzin, güvenlik gerekçesiyle üç farklı noktada yivli tüfeklerle ve çok sayıda avcının katılımıyla düzenlenecek avı kapsıyor. Çevreciler, bu kararı 'politik bir cinayet' olarak nitelendirirken, yetkililer ise önlemlerin insan ve mal güvenliği için zorunlu olduğunu savunuyor.
Tartışmalı kararın perde arkası
Giresun’un dağlık alanlarında yaşayan üç bozayı, son dönemde yerleşim yerlerine yaklaşarak tarım alanlarına zarar vermeye başlamıştı. Şikayetler üzerine harekete geçen Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, ayıların 'alışkanlık kazandığı ve tehlikeli hale geldiği' gerekçesiyle sürek avı kararı aldı. Kararda, ayıların 31 Temmuz’a kadar üç farklı noktada vurulabileceği belirtildi. Avda kullanılacak yivli tüfekler ve katılacak avcı sayısı ise il müdürlüğü tarafından belirlendi.
Çevrecilerden sert tepki
Karara en büyük tepki çevre örgütlerinden geldi. Doğa Derneği sözcüsü, “Bu bir politiktir. Ayıların yaşam alanları yok ediliyor, sonra da ‘güvenlik’ diyerek öldürülmelerine izin veriliyor” dedi. Bölgedeki hayvan hakları dernekleri ise kararın iptali için dava açmaya hazırlanıyor. Sosyal medyada başlatılan imza kampanyasında binlerce kişi avın durdurulmasını talep etti.
Uzmanlar, ayıların yuvalarının bozulması ve besin kaynaklarının azalması sonucu yerleşimlere yöneldiğini belirtiyor. “İnsan faaliyetleri arttıkça ayı-çatışması da artıyor. Çözüm, yaşam alanlarını korumak ve caydırıcı önlemler almaktır, öldürmek değil” diyen biyologlar, sürek avı yerine kısırlaştırma veya uzaklaştırma programlarının uygulanmasını öneriyor.
Yetkililerden savunma
Giresun Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü, kararın bilimsel verilere dayandığını ve alternatif yöntemlerin denenmiş olduğunu söyledi. “Bu ayılar daha önce başarısız şekilde başka bölgelere nakledildi. Güvenlik riski oluşturuyorlar. Av, son çaredir” dedi. Müdürlük, av sırasında diğer hayvanların zarar görmemesi için hassas davranılacağını da ekledi.
Ancak çevre örgütleri, kararın sadece Giresun’da değil, Türkiye genelinde yaban hayvanlarına yönelik artan baskının bir örneği olduğunu vurguluyor. Son iki yılda benzer gerekçelerle birçok hayvanın itlaf edildiğini belirten aktivistler, bu tür uygulamaların yaban hayatı için geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracağı konusunda uyarıyor.
Gelecek için endişeler
Giresun’daki sürek avı, Türkiye’nin uluslararası taahhütleriyle de çelişiyor. Bern Sözleşmesi ve CITES gibi anlaşmalar, bozayı gibi koruma altındaki türlerin keyfi öldürülmesini yasaklıyor. Çevreciler, Türkiye’nin bu taahhütleri ihlal ettiğini ve Ceza Hukuku kapsamında av izninin sorgulanması gerektiğini belirtiyor.
Sonuç olarak, Giresun’daki üç bozayının kaderi, yaban hayatı yönetimi ile insan güvenliği arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme taşıdı. Kararın uygulanması halinde, bu tür av izinlerinin emsal teşkil etmesi ve yaban hayvanlarının daha da savunmasız hale gelmesinden endişe ediliyor.