Gezi davası tutukluları Çiğdem Mater ile Mine Özerden'in peş peşe iki cezaevine sevk edilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. YENİ Parti İstanbul Milletvekili Gökçe Gökçen, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yanıtlaması istemiyle soru önergesi hazırladı. Gökçen, iktidarın Gezi direnişine yönelik intikam duygusunun 13 yıldır dinmediğini belirterek, bu sevklerin hukuki gerekçelerini ve tutukluların sağlık durumlarını kamuoyunun bilgisine sunmayı amaçladı.
Sevklerin Ayrıntıları ve Siyasi Tepkiler
Çiğdem Mater ve Mine Özerden, Gezi Parkı davası kapsamında yaklaşık dört yıldır cezaevinde bulunuyor. Son olarak hafta başında İstanbul'daki cezaevlerinden alınarak farklı illerdeki cezaevlerine nakledildikleri öğrenildi. Bu nakillerin gerekçesi olarak resmi makamlarca herhangi bir açıklama yapılmazken, avukatlar bu durumu 'yıldırma politikası' olarak nitelendirdi. Gökçe Gökçen, önergesinde, 'Tutukluların sağlık sorunları ve ailelerinin görüşme hakları ihlal edilerek yapılan bu sevklerin hukuki dayanağı nedir?' sorusunu yöneltti.
Gezi Davasının Arka Planı
Gezi Parkı protestoları, 2013 yılında İstanbul Taksim'deki Gezi Parkı'na yönelik imar planına karşı başlayan ve kısa sürede ülke geneline yayılan bir toplumsal hareket niteliği taşıyor. Olaylar sırasında 11 kişi yaşamını yitirmiş, binlerce kişi gözaltına alınmıştı. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sert tepkisiyle bilinen direniş, bugüne dek davalarla ve tutuklamalarla gündemdeki yerini korudu. Çiğdem Mater, akademisyen ve yazar kimliğiyle; Mine Özerden ise o dönemdeki aktivist duruşuyla öne çıkan isimler arasında. İkisi de 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçlamasıyla yargılanıyor.
Gezi davasının ana davasında aralarında Osman Kavala'nın da bulunduğu 16 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış, ancak Mater ve Özerden'in de aralarında olduğu bazı sanıkların dosyaları ayrılmıştı. Bu ayrı dosyaların İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesine devam ediliyor. Tutukluların avukatları, müvekkillerinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunarak tahliye taleplerinde bulunuyor. Ancak mahkeme, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağını belirterek tutukluluğun devamına karar veriyor.
Yeni cezaevi sevkleri, muhalefet partilerinden de tepki çekti. CHP ve HDP sözcüleri, bu uygulamaların 'hukukun üstünlüğüne gölge düşürdüğünü' ifade etti. Türkiye Barolar Birliği ise sevklerin insan haklarına aykırı olduğunu ve tutukluların ailelerinin ciddi mağduriyetler yaşadığını açıkladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin daha önce verdiği ihlal kararlarına atıfta bulunan insan hakları örgütleri, Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerini hatırlattı.
Hukuki ve Toplumsal Etkileri
Bu sevkler, Gezi davasının yalnızca hukuki bir süreç olmaktan çıkıp siyasi bir hesaplaşmaya dönüştüğü yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'a yöneltilen sorularda, sevk kararlarının 'keyfi' olduğu ve tutukluların cezalandırma amacı taşıdığı vurgulanıyor. Gökçe Gökçen, önergesinde ayrıca bu tür uygulamaların Türkiye'nin itibarına zarar verdiğini ve muhalefete yönelik baskıların arttığına işaret ediyor.
Cezaevi sevkleri, tutukluların avukatları ve aileleri için de ciddi bir erişim sorunu yaratıyor. Mater'in ailesi, annesinin sağlık durumunun kötü olduğunu ve sevk nedeniyle tedavisinin aksadığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Mine Özerden'in ise iki çocuğu bulunduğu ve cezaevi naklinin çocuklarının psikolojisini olumsuz etkilediği aktarıldı. Bu gelişmeler, kamuoyunda infial yaratırken sosyal medyada #GeziTutuklularıSerbestBırakılsın etiketiyle kampanyalar başlatıldı.
Soru Önergesinin Ayrıntıları
Gökçe Gökçen'in hazırladığı soru önergesinde şu sorular yer alıyor:
- Çiğdem Mater ve Mine Özerden'in cezaevi değişikliği kararının gerekçesi nedir?
- Bu karar hangi idari merci tarafından ve ne zaman alınmıştır?
- Tutukluların sağlık durumları ve ailelerin ziyaret hakları bu sevklerden nasıl etkilenecektir?
- Gezi davasındaki tutuklulara yönelik bu uygulamalar uluslararası hukuk ve Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelere uygun mudur?
- Adalet Bakanlığı, bu sevklerin hukuki bir temele dayandığını ne şekilde değerlendirmektedir?
Önergenin, önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi bekleniyor. Gökçen, basın açıklamasında, 'Gezi direnişi, Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinin simgesi olmuştur. Bugün hâlâ bu davaların sürdürülmesi ve tutukluların cezaevlerinde çürütülmesi, iktidarın topluma karşı işlediği bir suçtur. Bunun takipçisi olacağız' dedi.
Gezi tutuklularının yaşadıkları, yalnızca Türkiye'nin değil, uluslararası kamuoyunun da gündeminde. Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, konuyu yakından takip ediyor ve yetkililere çağrı yapıyor. Gezi davasının 13 yıldır devam etmesi, hukukun gecikmesi ve adaletin tecelli etmemesi anlamında ciddi bir eleştiri konusu olmayı sürdürüyor. Bu bağlamda, söz konusu cezaevi sevklerinin hukuki zemininin ve insani koşullarının kamuoyu tarafından net biçimde sorgulanması, demokratik toplumların vazgeçilmez bir gereği olarak öne çıkıyor.